Harry Potter’ı yanlışlıkla Şato,net’ten sipariş ederseniz ne olur? Varislerin Oyunu olur. Hazırsanız, tarihin en saçma fantezi kurgusuna mercek tutuyoruz. Bu incelemede, akıl seviyesi karpuzla yarışan 24 varis, müstakbel koca furyası, ikili oda sistemine geçmiş Krallar Pansiyonu, Reika’nın yerine geçen Irıthel’in kına gecesi tadında taht oyununu gömeceğiz.
(Öncelikle bana bu kitabı sırf inceleme yazmam için okutan A.KuzgunE.i ۶ৎ kişilerinin evlerine bir kargo yolladım. Lütfen kapınızı açtığınızda göreceğiniz kutuyu açın. İçine bir dinamit koydum ve umarım bir yerlerinizde patlar)
kitaba gelirsek. Tamı tamına 24 krallık var. Bunların her birinden tek yönlü bir patika, evrenin tam orta yerine uzanıyor. patikalardan soylular geçiyor ve ormandaki okula varıyor. Bakın yol değil bu, PATİKA. Yani keçilerin bile, “burası dar, biz dönelim meee” diyebileceği türden bir şey. Her krallıktan çıkan patikalar, evrenin ortasındaki devasa bir ormanda birleşiyor. Hani şu devasa orman. Haritada Grönland kadar yer kaplıyor, ama nedense hiçbir krallığa ait değil. Çünkü? Çünkü daha güvenlikliymiş. Evet. Sahipsiz, sınır çizilmemiş, hiçbir kontrol noktası olmayan bir orman, 24 krallığın geleceği için kurulmuş elit varis okulu için daha güvenli. Yani Orta Dünya'nın Mordor’una “ya burası çok tenha, güvenli gibi” deyip kreş açmak gibi bir şey bu.
Sözde burası her krallıktan varislerin geleceği bir merkez. Diplomatlar, prensler, prenseler, geleceğin yöneticileri falan. Güvenlik nasıl sağlanıyor peki? İki muhafızla. Bakın iki muhafız dediysek öyle Witcher gibi, Legolas gibi tipler değil. Bunlar sanki orman kampında yaz kampı liderleri. Sur yok. Gözlem kulesi yok. Kapı önünde iki tane popolarina bez bağlı muhafiz var. Bari köpek bağlasaydınız?
Ve sonra… Irıthel. Bu vahşi
Kapağı güzel diye aldım, fantastik sandım, Safir Koleji’nin züppe ve çöp kutusuna tekme atarak sevgi gösteren okul öncesi çocukları ile içsel hesaplaşmaya girdim. Ve şimdi kitaba 450 lira para veren ellerimle barışmam gerek. (+50 kargo da girdi)
Ya biz bu kitabı en son wattpadde gördüğümüzde, yazar apar topar kitabı fantastiğe çevirmiş diye konuşmadık mı? Yoksa ben mi gerçeklikle hayal gücümün çapraz ateşinde kaldım, aydınlatırsanız sevinirim. Birkaç kişiyle birlikte bu soruya yanıt arıyoruz.
Şimdi Serçeler Ağladığında 'yı biraz gömeceğim. Kitaptaki astronomik miktardaki küfürlere rağmen, incelememde küfür etmek istediğim yerleri sansürleyeceğim. Edebi bir sadakatten değil, elit tanıdıklar görmesin diye. Eğer bu kitaba 10 puan verip kalbinizin orta yerine koymuşsanız, incelemenin sadece sonunu okuyun.
Konuya gelirsek... Doğru düzgün konuşamayan kızımız Talya ve ona “Konuşamayan kızın teki” diyen erkeğimizi okuğumuz bu kitap, yasak elmanın vitamini kabuğunda olan kırmızı elması, soyunma kabinine kapatılan kız, öğretmen eşleştirmesi ile beraber ödev yapan çiftler ve sapık eski sevgiliyi anlatıyor. Talya Hazar’ı seviyor (ex) Hazar da bazen iyi, bazen kötü davranıyor. Sonra gizli numaradan psikolojik şiddet başlıyor. Bir de Gazel HANVEZİR var (adı sanki Divan edebiyatından fırlayıp ttde fikir beyan etmeye gelmiş bir karakter gibi) Talya'nın ödev yaptığı, kendisini “Karanlık Lord” gibi hisseden esas oğlan. Yani kız Hazar'la duygusal manipülasyon oynarken, Gazel kalpkıran kişiliğiyle yanında hayat kurmaya çalışıyor. Dede ve baba konuları öyle tuhaf ki, soy ağacını çizmeye kalksak iç içe geçmiş bir spagettiden başka şey çıkmaz. Hem dedesi hem babası aynı kişi olan birini düşünün...
Kitabın içinde meta cringe diyaloglar vardı ve bazıları nefesimi kesti.
“Bok gibi göründüğümü daha