Bir çöp kutusuna kaç farklı perspektiften bakılabilir?
Bir çöp kutusu, çöplerin atıldığı bir hazneden başka kaç farklı anlam barındırabilir zihinlerde?
Bir çöp kutusu “toplumsal piramit”in içinde hangi açıdan yer alır ya da yer alır mı..? Bir çöpün, çöp kamyonuna giderkenki serüveni hayatla nasıl olur da bu kadar alakalı bir hâl alır? Ve kaçımız “çöp”e bu kadar çeşitli ve birbirinden bağımsız pencerelerden bakmışızdır?
Okumuş olduğum bölüm gereği çoklarının sıradan bir “çöp” olarak baktıklarına zaten farklı açılardan bakmaya alışmış olsam da tüm bu soruları sormama neden olan bu yazıyı okuduğumda şaşkınlıktan birkaç kat daha büyümüştü gözlerim.
Italo Calvino’nun ölümünden beş sene sonra yayınlanan ve beş farklı yazısının derlenmesiyle oluşturulan San Giovanni Yolu adlı kitabında yer alan bir metin yukarıda bahsettiğim. La Poubelle Agréée. ‘Çöp Kutusu’nu konu alan bu yazıda bir çok toplumsal konu ele alınıyor ve yazar ‘çöp atma’yı bakın nasıl bireysel bir düzlemde inceliyor bu sayfalarda:
“…geriye yaşamın özü kalsın diye, yarın her ne isem ve her neyim varsa bütünüyle (kalıntılar olmaksızın) onunla özdeşleşebileyim diye. Ancak bir şeyleri atarak bana özgü bir şeylerin henüz atılmadığından ve belki de şu an ya da gelecekte atılması gerekmediğinden emin olabilirim.”
Yazar, çöp kutusunun dolmasını ve boşaltılmasını içinde barındıran süreci akıl almaz bir perspektifte inceliyor; sömürgecilikten aile içi iletişime/iletişim sorunlarına kadar geniş bir perspektifte…
Evlerinde poubelle’i boşaltma görevinin kendisine ait olduğunu okuyucuyla paylaşan yazar, dikkat çekici bir tespitle, çöp boşaltma işleminin kendisiyle dünya arasında bir uyumluluk sağladığını söylüyor. Ve bitmiyor yazarın çöpün uzaklaştırılma sürecini toplumsal yapıyla bağdaştırması:
“Ve insan uykusunda,