Asırlardır hattatlar eliyle süzülüp gelen estetik imkânların bir meyvesi olduğu gibi, bir taraftan da her yazanın san’at ruhundan katılan vasıfları taşır.
Bu sebeple, ”şu yazının güzelliği” dendiği zaman, geçmişten gelen birçok güzelliklerin ahenginden doğan ve son san’atkârın elinde ileri veya geri yeni bir surete sokulmuş olan eserden bize akseden intiba anlaşılır.
Yazıdaki dik çizgiler, aynen musikideki gibi ritmi; yatık ve yuvarlak çizgiler devamlılığı ve muvazeneyi, incelerek biten harfler, eğriler, nağmelerdeki pes ve tiz sesler, insan ruhunda içli ve ulvi duygular uyandırır hale gelmiştir.