Kendinize asla şu soruyu sormayın: “Daha iyi bir seçim yapamaz mıydım?” Bunun yerine şunu sorun: “Hayatımı birleştirdiğim bu insanda daha bulabileceğim neler var?” İnsanın sahip olduğu şeyi sevmesi onun hayatını her gün anılarla daha da zengin kılması demektir.
Bir yılda kaç bin insanın salgın hastalıklardan öldüğünü ve diğer hastalıkların ise bu seks güdüsü yüzünden sinir sistemlerini harap ettiğini bir bilseniz! Bu güdü yüzünden insanların heyecan duymak için kendilerini alkolle zehirlediklerini biliyor musunuz?
“Tanrım” demişti Leonardo da Vinci, “bize her şeyi bedeli çalışma olacak şekilde satıyorsun.” Lakin çalışma sosyete hayatından dışlanmış, haz bir tür hastalıklı dinlence haline gelmiştir.
Bu dünyadaki gerçek heyecan ancak alkolün etkisiyle başlar. Bu dünyadaki herhangi bir partide bir filozof yeterince gözlem yaptıktan sonra “Böylesi bir eğlence ne kadar da can sıkıcı.” der. Bu tür eğlencelerden sonra ruhumuza çöreklenen bıkkınlık, hayal kırıklığı ve bitkinlik tehlikeli arzuları uyandırır: şarap, tütün, kumar ve hilebazlık.
Bu tür ağır intihar türleri pek çok aylak insanın ölümüne neden olmaktadır.
“Gençliklerinde kötü içgüdülerine karşı savaşacaklarına yemin ettiler.” Bu içgüdüleri yendiler çünkü bunu yapmayı akıllarına koymuşlardı ve kararlı bir iradenin önünde hiçbir şey duramaz.