Anayasal yönetime geçen Türkler, diger unsurların yapısını bozmak ve kendi yönetimleri için tehlike olacak şeyleri bertaraf etmek maksadıyla bir Türkleştirme [tetrik politikası izlemeye başladılar. Türkler bunu yaparken, İmparatorlukta İslam'ı kabul eden diğer unsurların kendilerinden kalabalık olduğunu farketmişlerdi. Bundan sonra her millet içinde çeşitli partiler ve kulüpler kurularak hak talebi için mücadeleler başladı.
Eğer ben ve beraberimdekiler, Arap devrimi ve milliyetçi ayaklanmanın bu şekilde sona ereceğini bilseydik hiçbir şekilde devrime karışmaz ve devrim taraftarlarıyla ilişkimizi keserdik. Bugün mukaddes bölgeler ne yazık ki, yağma, hırsızlık, soygun, baskın ve kan dökücülükle geçimini sağlayan bir sülalenin eline geçmiş durumdadır. Etraflarında da, Suriye, Mısır ve Irak'tan gelen beş para etmez kimi insanlar var.
Kültürel açıdan bakılınca görülen de şuydu: Suriye ve Lübnanda eğitim alanındaki gelişmeler Osmanlı Türki yesindekine göre her bakımdan üstündü. Çünkü Türk bölgelerindeki Osmanlı okulları, tek amacı memur yetiştirmek olan mülkî ve askerî okullardı. Hukuk ve tıp okulları da aynı durumdaydı. Bu okulların diğer eyaletlerdeki şubeleri lise (sultanî) düzeyinde kalıyordu. Ancak Araplar Suriye ve Lübnan'daki yabancı okullarında eğitim görüyorlardı. Hatta bazıları tahsil için Avrupa ve Amerika'ya gitmişlerdi.
Not: Ne zaman eğitimin içi boşaltılmış, kalitesi düşmüş hem fiziki hem ahlaki bir düşüşle devlette çökmeye başlamış.