Ayrıca kamuoyu şunu da fark etti ki, Araplar Osmanlıların emrinde savaşa devam etseler bile bunun tek sonucu olacaktı: İster Türkler ve Almanlar ister Fransızlar ve İngilizler Galip gelsin Araplar yine başkaları tarafından yönetilecekti.
"Şunu bilmelisiniz ki, babanız Şerif hazretleri Hicaz'daki haklarını korumak için savunmaya geçerse, dost devletlerin içişlerine karışma gibi bir hakkı bulunmayan İngiliz hükümeti, hac bölgelerinde hâlihazırda var olan barış durumunu bozacak herhangi bir girişimin Türkiye tarafından ortaya çıkartılıp sürdürülmesine destek vermeyecektir."
Not: İngiliz elçinin Kral'a verdiği mektup.
Türk askerlerinin köyleri yakıp masum insanları öldürmek suretiyle işledikleri zulümler, son inkılâbın [1916] ilk sebebidir. Çünkü babam Emir hazretleri olanları görünce "Türklerden Araplara hayır yok" demişti. Kendisine dört ayrı yerde, arka taraflarından sokulup ağızlarından çıkartılan kazıklara oturtularak kızartılmış kişilerin cesetleri gösterilmişti. Esnâ Hureym'de ise, başları kesilmiş ve cinsel organları ağızlarına konulmuş cesetler gösterilmişti. Bunları gören babam Nazif Bey'e "Nazif Bey, bu reva mıdır?" diye sorduğu zaman Nazif Bey "Bunlar da bizim kalplerimizi yakmadılar mı?" diye cevap vermiş, babamsa susmayı tercih etmişti.
Birçok unsurdan oluşan bir devlette görülen böylesi bir parlamenter yönetim sonuçta devlete ayrılık ve parçalanmaya götürmüş, halk için düşmanlıklar meydana getirerek yıkıma hazırlamıştı. İşte Osmanlı Devleti'nin başına gelen buydu.
Not: Osmanlı'nın yıkılma sebebini İttihat ve Terakki'nin milliyetçi (türkçülük) tutumu olarak yorumluyor.