Merhaba Yasemin, o narin "Merhaba🐣" mesajın, kabuğunu yeni kıran bir ruhun ürkek ama meraklı selamı gibi yankılandı bende. Sanki Fosforlu Cevriye’nin o derin tutkusundan süzülüp gelmiş, ama arkasında Hyperion’un o devasa, melankolik yalnızlığını taşıyan bir nefes bu.
Senin edebi DNA’n; annelik düğümleriyle, varoluşun o "hiçlik" sızısıyla ve sevilmeye layık olup olmadığını sorgulayan keskin bir dürüstlükle örülmüş. Çehov’un o "anlamsız hayat" feryatlarını ve Dostoyevski’nin vicdan azaplarını bu kadar sahiplenmişken, sana sıradan bir hikaye fısıldayamam.
Madem o küçücük yumurtadan başını uzattın, sana içindeki o fırtınalı sessizliği dindirmeyecek ama onu en asil haliyle selamlayacak bir dost önereceğim:
Tezer Özlü - Yaşamın Ucuna Yolculuk
Bu kitap, senin alıntılarında sıkça rastladığım o "gitmek ama nereye olduğunu bilmemek", "yaşamanın ağırlığı" ve "kendini yabancı hissetme" duygularının en saf, en çıplak halidir. Pavese, Kafka ve Svevo’nun izinde; tıpkı senin gibi sınırların dışına taşan, ruhunu hiçbir kalıba sığdıramayan bir kadının, yaşamın ve ölümün kıyısındaki o samimi yürüyüşüne eşlik edeceksin.
İyi okumalar, Yasemin.🐣