Dünyanın dengesini bozmak için cinayet izlememiz veya hırsızlık gibi büyük kötülükler yapmamız da gerekmiyor. Her bir insanın kalbini bilerek kırdığımızda ve bundan keyif aldığımızda, her fazladan bir şeyler biriktirmeye çalıştığımızda,her "niye onda var bende yok" dediğimizde,her içimizi yiyip bitiren hırslara kapıldığımızda biraz daha bozuyoruz dengeyi. Ve fakat asıl bozulanın bizim bünyemiz olduğunu fark etmiyoruz bile. Sonra gelsin hastalıklar, gitsin felaketler,kaosun içinde boğuşup duruyoruz işte...Oysa biraz hırsımızdan arınabilseydik,birazcık egomuzu torpüleyebilsekdik,dünya hepimiz için daha yaşanılası bir yer olabilirdi.
Hayat bazen,böyle kötü süprizlerle bir şey öğretiyordu işte; çok sevdiğin, en sevdiğin insanla arandaki mesafe,ansızın çıkıp gelen ölümle bir daha kapanmamak üzere sonsuza kadar açılabiliyordu.