Bilal Aydın

Bilal Aydın
@Bilalaydn1
Hafız, Şair, Hatip, Edebiyatçı, Musikiyle iç içe. Beste ile ilgili. Ve birçok hedef. Göğsünde dert taşır. Tutsak Nisan Geceleri Yazarı.
Türk Dili ve Edebiyatı, Hafızlık, Arapça/İslami İlimler
İstanbul
2 okur puanı
Kasım 2024 tarihinde katıldı
Tutsak Nisan Geceleri, 5. Bölüm; Kavuşma ve Gece
…Karanlık ışıldarken, mavi göğün ardından İlham alır âşıklar sevdalığın derdinden Siyah ışık karartır ayrılığın bahtını Ve unutur tüm lordlar tacını ve tahtını Kara güneş renk verir, koyu yüzlü meleğe İcabet eder Tanrı her mazlumca dileğe Siyah huylu bir ateş, yakar karanlıkları Karanlığın ışığı azizim bur’dan gelir Ki zaten karanlıklar gizli bir nurdan gelir O nurla aydınlanır gece düşünceleri Düşünceler karartır o ıssız geceleri Bir tezat davası ki sürükler de sürükler Ruha gece siyahı düşsüz bir anlam yükler Dolunay parlak parlak sancağıyla göklerde Düşürür âşıkları onulmayan bir derde Geceler yüreklerde bir hatıra doğurur Işığı ruha vurur, ışığı ruha vurur…
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tutsak Nisan Geceleri, 16. Bölüm; Papazın Ayrılık Çanı
Ah düğün, yaslı düğün, kör ihtiraslı düğün Ah Parya sürme diye gözlerine sürdüğün A’ma gibi mil çekmiş gözüne ah, ah Parya Teni beyaz gözleri bahtından siyah Parya Giydiğin gelinlik değil süslü kefen, bilsen Keşke çok geç olmadan, ‘yanlışım’ diyebilsen Gerdanında bir kolye, gel gör ki benden değil Sahibi sahte bir Ruh, soyu bedenden değil Kolundaki bilezik kelepçe mahkûmları Gibi bezenmiş senin ruhuna asil Parya Gün gelecek gerçeği göreceksin korkakça O gün hatırla beni gözyaşını sil Parya…
Tutsak Nisan Geceleri, 1. Bölüm; Lord ve Tanrı Övgüsü
Kırmızı kanatlılar boyun eğer hükmüne Seni anarak başlar ümit edenler güne Düşürür ayrılığın âşıkları sürgüne! Güneş ışıklarını merhametinde bulur Göğe doğru bakarken mazlumların gözleri Başlar galaksilerin adaletli seferi Yakarırken zatına masum bakışlı kedi Ki olduğun her yerdir onun yüce mabedi Merhametini umar, bir merhamet, ansızın Vesilesiyle bulur bir kap su veren kızın Ve seni unutunca nuru söner yıldızın! Hatırlar seni her an övgü ile heykeller Sanatkârları yaratan, ey sanatkâr eller Ululuğunla doğar ayın parlak şöleni Gerçekte şairler, her hasrette, anar seni! Resimlerle gizlenmiş iffetlinin bedeni Ürperir duygularla, ta ki sabaha değin Ey rızık vericisi kalp doyuran yemeğin! Hikmetini umanlar seni över daima Dokurlar hikmetini alaca bir akşama Ağlar tüm kâinatın varlıkları hasretten Övgülerin sahibi birisi varsa eğer O sensin şüphesiz ki sensin Tanrım, ancak sen!..
Tutsak Nisan Geceleri, 31. Bölüm; Hatıralar Boşluğu.
Rüya perileriyle başladı hikâyemiz Şimdi ben terk edilmiş bir memleket gibiyim Ah yargı töreninde gördüğüm tenin, temiz Ve beyaz bir sayfaydı gelecek günlerime Öyle ummuştum ve ben vurulmuştum yürekten Kim düşseydi onulmaz bu sevda da yerime Kurtulurdu nefret ettiği ketum yürekten Gözlerine daldığım bu sevdalık masalı Gün görmemiş ülkede, güneş, batım, yürekten İlk defa içtenlikle söylemişti yüreğim Parya kaderimle bağlı hayatım gerçekten Bununla bulur ancak o sonsuzca neşeyi Ancak bununla bulur benim bahtım yürekten Büyük değildir elbet benim hükümdarlığım Yüceliğim ve hükmüm, tacım, tahtım, yürekten Şimdi ise andım ya bunca şeyi hey Parya Bilemezsin dertlerimle ağladım yürekten Şimdi ben yoksun kalınmış bereket gibiyim Ki akıl çiftçileri beklerlerken hükmümü Tümü bir fikir bereketi beklerler tümü İşte onlar için düşünsel hikmet gibiyim Ki onlar akılhanelerin masum çocuğu Bense vakti uzamış devr-i fetret gibiyim Aklı gereksiz fazla insanlar ülkesinde Yasası koyulmamış fakir devlet gibiyim Ah Parya… Bilmiyorum, gibiydim o zamanlar Zaten insan doğruyu akıllanınca anlar
Tutsak Nisan Geceleri, 26. Bölüm; Kurtuluş Işınları
Ateş ülkesi kalbim, söyle sana ne oldu? Hükümler çıkardığın kutlu âna ne oldu? Akıl için delirmek, kabul etmemezliğe Ancak zorlu bir çıkış ve bir bahane oldu! Şimdi dön bak geriye, dostluklar ve acılar Geleceğe bir anı, hem çok şahane oldu! Âşık olan kalplerin, varacağı en son yer Ya ölüme muhabbet ya tımarhane oldu! Şöyle bir bak geçmişe, ne şanlı, kutlu idi Umutlu gelecekler yıkıldı birer birer Kumarbaza aşk yurdu şen kumarhane oldu! Bir kez daha yönelttim kalbime o soruyu ‘Ateş ülkesi kalbim, söyle sana ne oldu?’ Öyle ki öldü şeref, umursanmadı namus Şerefsizlik dünya da çoktan anane oldu! İnsanı kırıp geçen, inançlar oyununa Kutsi diye bilinen mabetler hane oldu!