“Isabella, Oscar’ı tanıdığını bilmiyordum,” dedim gergin bir gülümsemeyle.
"Tanışmaktan öteye geçiyoruz. Kendisi gezegendeki en sevdiğim insanlardan biri olur.” Genç kadın, Oscar’a parlak bir gülümsemeyle baktı.
Çenemde bir kas seğirdi. “Ne hoş.”
Ben neyim peki? Doğranmış ciğer mi?
Daha yakına geldi.
Daha yakına.
Daha da yakına...
Sonra yanımdan geçip gitti. Yanındaki adamla sohbetine kendini tamamen kaptırmıştı.
Beni fark etmemişti bile.
(Geldi mi kapak sesi. Çek bebeksi tenimi çek...)
Kitap kapağındaki mor tüyün anlamı Allahım sana geliyorum.
Bu kitapta birinci kitaptaki Kai ve isabella hikayesini okuduk. Kitap güzeldi ve ne yalan söyleyeyim bu kızlar arasında en çok isabella'yı sevmiştim hep zaten. Erkekler içinse henüz karar veremedim ama hepsi beni bir şekilde sinir edecek birşeyler yapıyorlar kitaplarda.
Burda da Kai yaptı birşeyler.
İlişkilerini daha iyi yönetebilirlerdi.
Tamam çok farklısınız falan da bu kadar abartmaya gerek var mıydı. Kendine daha uygun bir kızla çıkıyor numarası yapmak mesela ne alaka. Ben asla kabul edemem öyle birşeyi, ne için olursa olsun. Ama burda kızımız bile onay verdi yap dedi. Tövbe tövbe.
Onun dışında ilişkilerini ilan etmek için kızın aslında bir varis olduğunu öğrenmeyi mi beklediniz ne alaka. Kız zengin biri çıkmasa hala uygunsuz mu olacaktı. Uyuzlar.
Ama herşeye rağmen kitabın son sayfasında kai'nin yaptığı o romantiklik çokkkkk hoşuma gitti. Şapşal.