Gerek kişisel, gerekse mesleki deneyimlerim sonucunda, ölüm korkusunun daima yaşamlarını dolu dolu yaşamamış olduklarını hissedenlerde en fazla olduğu inancına varmış bulunuyordu. İşte iyi işleyen bir formül: yaşanmamış yaşam ya da gerçekleştirilmemiş potansiyel ne kadar fazlaysa kişinin ölüm kaygısı da o kadar büyük olur.(..) Hepimizde ölüme ilişkin bir miktar kaygı kalır. Kendini tanımamanın bedelidir bu.
Güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için doğuşunu izlemekten zevk almayı reddetmek gibi bir şey bu.
(...)
"Ölüm borcundan kaçınmak için yaşam kredisini reddetmek."