Bilgen Ülgen

Bilgen Ülgen
@BilgenUlgen
Güzelliğin Laneti Üzerine
8/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
Tomie benim manga deneyimim oldu ve sanırım çıtayı biraz fazla yukarıdan açtım. Öyle bir hikâye ki sayfaları çevirdikçe hem merakın hem de tedirginliğin aynı anda artıyor. Junji Ito’nun yarattığı atmosfer o kadar ustalıkla örülmüş ki hikâyenin neresinde korkmam neresinde büyülenmem gerektiğini bile bilemiyorsun. Tomie karakteri hem rahatsız edici hem büyüleyici. Ölse bile tekrar tekrar ortaya çıkması, güzelliğiyle herkesi büyülemesi… Bu kadar tekinsiz bir figürün böylesine çekici anlatılması gerçekten inanılmaz. Görseller, metinle birlikte tüyleri diken diken edecek kadar etkileyici. Korkudan çok o garip “rahatsız edici estetik” hissiyle sarsıldım diyebilirim. Kısacası: Tomie inanılmaz derecede etkileyici, ürpertici ve unutulmaz bir okuma deneyimiydi. Eğer daha önce manga okumadıysanız, ama karanlık hikâyeleri seviyorsanız, bu kitapla başlamanızı önerebilirim. Benim için müthiş bir başlangıç oldu.
TomieJunji İto · Kayıp Kıta Yayınları · 2025157 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Benim ilk Elena Ferrante kitabım
7/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Hâlâ neden daha önce başlamadığımı anlamış değilim. Serilere genellikle mesafeli yaklaşırım, özellikle uzun serilerde ama bu kitap sizi öyle doğal bir şekilde içine çekiyor ki elimden bırakamadım. Elena ve Lila aynı düşük gelirli mahallede büyüyen iki en yakın arkadaş. Dar ve çoğu zaman güven vermeyen Napoli sokaklarında çocukluklarından ergenliklerine uzanan dostlukları ve rekabetlerini gözünüzün önünde canlandırmanız çok kolay. Camlardan sarkan çamaşırlar, sınırlı imkânlar ve ailelerin beklentileri, karakterlerin dünyasına gerçeklik katıyor. Elena sessiz, içine kapanık ve çalışkan bir karakterken, Lila asi, zeki ve sürekli bir adım önde. Aralarındaki bağ güçlü ve doğal. Okurken hem kendi çocukluk arkadaşlıklarınızı hatırlıyor hem de kendi çocukluğunuzdan parçalar buluyorsunuz. Zaman zaman sinirleniyorsunuz, bazen gülümsetiyor, ama okuduktan sonra kesinlikle pişman olmuyorsunuz. Ferrante’nin dili sade ve akıcı; büyüme sancılarını, dostluğu, kıskançlığı ve aşk sandığımız ilk hisleri öyle net aktarıyor ki karakterlerle birlikte siz de büyüyorsunuz. Bedenlerimiz büyürken dertlerimizin de büyüdüğünü, Napoli’nin değişen sokakları ve gelişen mahallesi ekseninde anlatması seriyi çok özel hâle getiriyor. Bu kitap, dört ciltten oluşan Napoli Romanları serisinin ilk kitabı. 22 dile çevrilmiş; yalın, naif ve realist diliyle gerçekten büyüleyici. Okurken sadece bir hikâye okumuyorsunuz; aynı zamanda insanın içindeki karmaşayı, dostluğu, kıskançlığı ve küçük mutlulukları deneyimliyor, kendi çocukluğunuzdan parçalar buluyorsunuz. Benim için unutulmaz bir okuma oldu.
1000Kitap
Benim Olağanüstü Akıllı ArkadaşımElena Ferrante · Everest Yayınları · 20243,480 okunma
Taşranın Gölgesinde Cinayet ve Mizah
Puan vermedi·191 syf.··
2025 1. kitabı
Polisiye roman deyince çoğu okurun aklına sisli şehirler, gri paltolu dedektifler ve boğuk karakol odaları gelir. En azından benim için bir zamanlar böyleydi. Ancak suç edebiyatına dair daha çok okudukça, bahsettiğim yerleşik imgelerin ötesine geçebilen romanlarla karşılaştıkça, bu bakışın bir ön yargıdan ibaret olduğunu fark ettim. Bu kırılmanın en güçlü örneklerinden biri de Belda Öztürk’ün Köy Yerinde Cinayet romanı diyebilirim. Roman, okurunu dışarıdan bakıldığında huzurlu ve sakin görünen bir sahil köyüne davet ediyor. Bu pastoral atmosferin tam ortasında ise bir cinayet işleniyor. Ancak Öztürk’ün başarısı yalnızca ustaca kurgulanmış bir polisiye öykü anlatmakla sınırlı değil; o, mizah, taşra sosyolojisi, hafif absürt anlatım biçimi ve zengin karakter evreniyle bu romanı çok katmanlı ve özgün bir hale getiriyor. Belda Öztürk: Avukatlıktan Yazarlığa 1979 İstanbul doğumlu Belda Öztürk, hukuk eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamış. Uzun yıllar özel sektörde avukat olarak çalıştıktan sonra edebiyata olan ilgisini görünür kılmayı seçmiş ve yazın alanına yönelmiş. Sadece roman değil; senaryo ve şarkı sözü de yazan Öztürk, farklı anlatım biçimlerinde üretmeyi seven bir yazar. Daha önce yayımlanan Ayakları Sıcak Tutalım ve Gözlerin Işığı Parlasın gibi romanlarında, bireyin gündelik hayatta karşılaştığı absürt durumları mizahın yumuşatıcı gücüyle işlemişti. Köy Yerinde Cinayet, bu anlatı biçiminin polisiye türüyle birleştiği bir metin diyebiliriz. Cinayet, Sessizliğin İçine Düşer Roman, ilk cinayetin işlendiği günle açılıyor. Türkiye’nin kıyı köylerinden birinde, yıllardır aynı ritimde akan gündelik hayat bir ölüm haberiyle kesintiye uğruyor. Yeni atanmış Jandarma Komutanı Pars, bu ölümün ardındaki sırları çözmekle görevlendirilmiş. Ancak bu yalnızca bir görev
Köy Yerinde CinayetBelda Öztürk · Nemesis Kitap · 202518 okunma
Annelik, Suç ve Vicdan Üzerine Sarsıcı Bir Roman
Puan vermedi
Bir anne çocuğunu gerçekten tanıyabilir mi? Peki ya onu sevip sevmediğinden bile emin değilse? Çocuğunun işlediği korkunç bir suçun ardından, bir anne kendini ne kadar suçlu hisseder? Lionel Shriver’ın uluslararası çok satan romanı Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need to Talk About Kevin), işte bu rahatsız edici soruların peşine düşüyor. Anlatımıyla insanın içine işleyen, psikolojik gerilimle toplumsal eleştiriyi harmanlayan bu çarpıcı roman, 2025 yılında Koridor Yayınları’nın yeni edisyonuyla raflardaki yerini aldı. Kitap, özellikle ebeveynlik, bireysel ve toplumsal suçluluk, doğuştan gelen kötülük gibi tartışmalı konulara ilgi duyan okurlar için kaçırılmayacak bir eser. Lionel Shriver Kimdir? 1957 doğumlu Amerikalı yazar Lionel Shriver, sadece edebiyat dünyasında değil, keskin toplumsal eleştirileriyle de tanınan bir isim. Asıl adı Margaret Ann Shriver olan yazar, henüz 15 yaşındayken cinsiyetsiz bir isim olan Lionel’ı tercih ederek kendi kimliğini yeniden tanımladı. Princeton Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi’nde eğitim alan Shriver, yazarlık kariyerine başlamadan önce gazetecilik yaptı. Bugüne kadar birçok roman yazsa da onu dünya çapında üne kavuşturan eser Kevin Hakkında Konuşmalıyız oldu. Shriver, bu romanıyla 2005 yılında Women’s Prize for Fiction (eski adıyla Orange Prize for Fiction) ödülünü kazandı ve edebiyat dünyasında kalıcı bir yer edindi. Annelik ve Suçluluk Duygusu Üzerine Rahatsız Edici Bir Hikâye Roman, başarılı bir iş kadını olan Eva’nın, oğlu Kevin’in okulda düzenlediği bir katliamın ardından yaşadığı içsel sorgulamayı anlatıyor. Kitap boyunca Eva, kocası Franklin’e yazdığı mektuplarda annelik deneyimini, oğluyla olan karmaşık ilişkisini ve Kevin’ın yıllar boyunca sergilediği ürkütücü davranışları anlatıyor. Ancak asıl soru şu: Kevin’ın
Kevin Hakkında KonuşmalıyızLionel Shriver · Koridor Yayıncılık · 2025236 okunma
Kendinle Bir Sözleşme
Puan vermedi·264 syf.··
2025 2. kitabı
Hayatımızdaki olayların rastlantısal değil de düşündüklerimizle, hissettiklerimizle ve içten inandıklarımızla şekillendiğini hiç düşündünüz mü? Eğer cevabınız evetse, muhtemelen “rezonans kanunu” kavramıyla daha önce tanışmışsınızdır. Bu kavram, basit bir “pozitif düşün, güzel şeyler olsun” yaklaşımının çok ötesinde. Düşüncelerimizin duygularla birleştiğinde yarattığı güçlü rezonans alanı, bilinçaltı inançlarımızla desteklenirse gerçekliğe dönüşebiliyor. Ve tam da bu noktada, yıllardır milyonlarca okuyucuya bu sistemi anlatan biri devreye giriyor: Pierre Franckh. Alman asıllı yazar, konuşmacı ve kişisel gelişim uzmanı Franckh, özellikle Rezonans Kanunu ve Sen Yeter ki İste gibi kitaplarıyla dünya çapında tanınıyor. Franckh’in tarzı oldukça sade ama etkili: soyut spiritüel kavramları gündelik hayatla ve bilimsel bulgularla harmanlamayı başarıyor. Özellikle kuantum fiziği, nörobilim ve bilinçaltı inanç sistemleriyle ilgili verdiği örnekler, okurun hem aklına hem kalbine hitap ediyor. “Senin düşündüğün şey, yarattığın şeydir.” Franckh’a göre, evrenden bir şey istemek pasif bir dilekten ibaret olmamalı. Gerçek istek, kişinin hem zihinsel hem duygusal olarak onunla uyumlanmasıyla anlam kazanıyor. Kitaplarında bu uyumu sağlayabilmek için kullanılan teknikler –örneğin olumlamalar, görselleştirme, frekans çalışmaları– hem sezgisel düzeyde açıklanıyor hem de çeşitli bilimsel gözlemlerle destekleniyor. Özellikle nöroplastisite kavramına gönderme yaptığı bölümler çok ilgi çekici: Beynin tekrar eden düşünce kalıplarına göre yeniden yapılandığını ve bu yapıların davranışları, hatta yaşadığımız olayları bile nasıl etkilediğini anlatıyor. Franckh “istiyorsan olur” demiyor; “Gerçekten ne istediğini biliyor ve onunla rezonansa giriyorsan, hayatın yönü değişir” diyor. Rezonans
1000Kitap
Sen Yeter ki İstePierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 2025316 okunma