Otuz yaşımdayken çekilmiş olan o öteki fotoğrafla aklımda kıyaslamadan edemedim ve insanın resimlerde gerçekte olduğundan çok daha fazla ve çok daha kötü bir biçimde yaşlandığını dehşet içinde bir kez daha anladım.
Üzerimdeki tamirci tulumunu çıkarmadan, yıkanmadan, tıraş olmadan bütün bir hafta geçirdim, çünkü insanın üstünü başını birisi için düzelttiğini, birisi uğruna giyinip kokular süründüğünü aşk çok geç öğretmişti bana.
Kanı, dallara ayrılarak bedeninin en gilzli yerlerine kadar dağılan bir şarkının akıcılığıyla damarlarında dolaşıyor, aşkla arınmış olarak deri dönüyodu kalbine.