İnsan, kendi vicdanında ne kadar sorumluluk duyuyorsa, o kadar insandır. İnsanı insan yapan da bu duygudur. Onun hür vicdanındaki sorumluluk duygusundan gelmeyen hareketin adı ahlak olamaz.
Belirtmek gerekir ki, ahlaki sorumluluk ile hukuki sorumluluk birbirinden farklı şeylerdir: Hukuk, işlenen suçun sonucuna bakarak sorumluyu belirler. Oysa ahlakta, hareketten önce sorumluyuz. Çünkü ahlaki hareket, kişinin kendi vicdanında duyduğu sorumluluğun eseri olarak ortaya çıkar. Bu şekilde hürriyet sorumluluğun şartı değil, lakin daha çok onun sonucu olmaktadır.
Hürriyetin bulunmadığı yerde, gerçek anlamda ahlak da olmaz. Oysa insan, her şeyden önce ahlaki kişiliği ile insandır. Onun bu kişiliği kazanabilmesi için, hür bir ortamda yetişmiş olmalıdır.
Gerek komünizm, gerekse faşizm, kendi hegemonyası içerisinde eritmek gâyesiyle bireyin kişiliğini gasp eden sosyal akımlardır. Bireyin sorumluluğu ortadan kaldırılır veya zayıflatılırsa, birey de ortadan kalkar.