"Türk İnkılâbı'nın seçimle ve yumuşak yastıklar üzerinde taşınarak meydana gelmediği belli. Uzun bir harbin, direnişin sonunda gerçekleşen bir inkılâb olduğu aşikardır..."
"Atatürk yapı olarak sinirli bir adamdır. Belirli bir dönemden sonra haşin davranmış olabilir ama kurmay subaylar üslûp olarak hiçbir zaman çok açık konuşmazlar. Üslûbları çok ölçülüdür. Yani bizim alıştığımız politikacıların, bürokratların üslûbu gibi değildir. Bürokrasinin üslûb kaybına uğradığı günümüzde bu bilhassa hissediliyor..."
"Mihver Avrupa'sında 1970'lerin başında kılık kıyafete karışıyorlardı, bürokraside kadının müdür olmasını geçin, daha alt görevlerde dahi işe alınmıyordu. Özetle hoş bir devir olduğu söylenemezdi. Görüldüğü üzere Avrupa kıtasının demokrasi geleneği pek parlak bir maziye sahip de değildi..."
"Cumhuriyet'in "Biz Osmanlı'yı reddederiz" diye yorumlanması doğrudan doğruya siyasi ve içtimai bir görüştür. Osmanlılığı belirli bir dinle, mezheple, belirli bir etnisite ile aşırı derece aynileştirmeye bir tepkidir. Bu gibi duygunun kaale alınması da mümkün değildir... Türkiye Cumhuriyeti'ni ilan eden zevat, bu derece Osmanlı düşmanı değildi. Bu insanlar Osmanlı'nın hukuki varlığını Cumhuriyet'e inkılâb ettiren insanlardı ve kendilerinde böyle bir metafizik düşünce yoktu. Bu nedenle, sözü geçen tavrın gerçekle ilgisi olduğu söylenemez."
"Türk köylüsü hem üretkendir hem de kendine göre sağlamlıkları vardır. Üstelik aynı zamanda da bir teminattır... Köylülüğü yok edersen çok şey kaybedersin. İktisadi sistemin çöker. Doğu Avrupa'da olduğu gibi, bu kurum çökmeye başladıkça milletin asıl değerlerini muhafaza eden Türkiye taşrası sarsılır...