"Ezan, her okunduğunda ve her okunduğu yerde, ilk gün okunduğu gibi, o gün Bilâl'in okuduğu gibi, büyük manalar, coşkular ve hatıralar yaşatır, gönülden dinleyenlere ve anlayanlara. Ve her müezzin adeta bu yarım kalan ezanı tamamlarcasına, Bilâlleşmiş nefesleriyle yüreklerimize İslam'ın, Resûl-i Ekrem'in ve Asr-ı Saadet'in iklimini üfler."
"Ezan, vaktimizi Müslümanlaştırır, zamanı Müslümanca idrak etmemize vesile olur. Doğduğumuzda kulağımıza okunan ezanın namazı, ölümümüze kadar ertelenmiştir. Bu da demek oluyor ki, ömrümüz ezan ve namaz arasındaki zaman gibi geçmelidir. Mademki Müslümanlara "bütün yeryüzü mescit kılınmıştır", o halde hayat böyle bir ibadet şuuruyla değerlendirilmelidir. Hayat, ezanın okunması ve imamın namaza durması arasındaki zaman kadar kısacıktır..."
"Ezan-ı Muhammedi, sadece İslam dünyasına sığmaz. Bu kutsal çağrı her nerede duyulursa duyulsun, bunun bir Müslümanlık alâmeti olduğu bütün âlem tarafından bilinir. Bu sebeple de Hz. Peygamber'in emriyle Bilâl-i Habeşi'nin okuduğu İlk ezandan bugüne, toplumların farklılığına göre ezan değişik makam ve okuma tarzları kazanmış ama dili ve ibarelerinde herhangi bir değişiklik söz konusu olmamıştır...Onun dili, "lisân-ı Muhammedi"dir. Nesilden nesile aktarılan bu kutsal emanet, Müslüman varlığının simge çağrısı olarak ufukta yankılanmaya devam edecektir."
"Her gün beş vakit, ülkemizde okunan ezanlar, milletimizin bağımsızlığına ve Müslüman oluşuna delalet eden en önemli unsurlardan birisi olmasının yanında, nice mukaddes hatıraları ve kahramanlıkları da yâd etmektedir. Bu ezanlar milletimizin özgürlüğüne, Müslüman kimliğine ve bu coğrafyanın Müslümanlığına şehadet etmektedir."
"Ezan, bir coğrafyanın en önemli Müslümanlık simgesidir. Bir anlamda beldelerin ve memleketlerin şehadetidir. Oradaki Müslüman varlığının en önemli göstergesidir."