“Sen gülümsediğin zaman küçüğüm”
Dikenler güle dönüşür.
Yaz kokulu, kavruk insanları Anadolu’nun
sevgiyi bölüşür,
“Sen gülümsediğin zaman küçüğüm”
üşütmez poyrazı İstanbul’un
Yıldızlar ılımandır
Çıplak ayaklarınla bastığın
Toprak
Umut yüklü gemilerimizin
yelken açtığı limandır.
“Sen gülümsediğin zaman küçüğüm”
insan insandır.
Oysa Tanrı insanın özünde, çarpan kalbin kapakçığında, gözlerinde parlayan ışıkta, beynindeki bilinçte, yaşamın her gözesindedir. Yani insanın özündedir.
Özellikle yöneticiler kültürel sanatsal sosyal gelişmede bir baskı öğesi olmayı yeğliyorlar çıkarları gereği.Toplum ne kadar kültürsüz olursa yönetici o kadar toplumu çıkarları yönünde yönlendirebiliyor.
‘..Kaçıncı yaşındasın
Ey Mezopotamya
Çıkar kil tabletlerini
Fırat öfkeli,
Dicle’nin hüznünü yaz yeniden,
Bir varil petrol için
Çocukları katledenleri,
Martıların çığlıklarını yaz
Utancını yaz
Yeniden yaz uygarlığın
Kirli tarihini…’