Gülistan

Gülistan
@Birdostun
Yaşamınızı insanların büyürken kavradığı kadar olan bakış açılarıyla sınırlamayın. Yaşam, kendinizi sınırlamadan küçük adımlarla keşfetme ve değerlendirme sürecidir...
Ellerimde gülümsemeler, yüzümde hüsran dolu emareler Ah bilmez miyim, bilmez miyim Güzde yaprakları döken rüzgarı veyahut baharda bile meyveyle yeşerecek olan çiçekleri döken rüzgarı tanımaz mıyım, Görmez miyim, bana yaklaşıp yıkmadan geçmeyeceğini anladığım insanları Ah ki Gördüğüm gözler içerisinde bir o kadar yorgun ve bıkkın ama yine umutla bakan gözleri Tekrar tekrar düşeceğini bile bile o çukura atlayanları Heyhat ki başka bir çaresi bile yok
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ve iç huzur, aslında sen bir kitabının sayfasını açıp okumaya başladığında başlar. Yalnızlık ise o kitabın son sayfasına gelirken, aslında tekrar tek kalacağını hissettiğin an başlar. Çünkü bir başınayken bile seni yalnız bırakmayan hayat, seni bırakıp mutlu sonu yazarak seni sonsuz ıssızlığa bırakır.
İçimizden geçip giden cümleler silsilesi ile beraber Yaşamaktan usandığımız şu anlarda. Nereye kaçıp gideceğimizi bilemeyiz, belki sorgulamayı bırakıp uyuşturulmuş beyin sarhoşluğu ile hayata baksak, herşeyi dalgaya alsak geçer gibi. Belki dışarıdan çok umursaz, arsız, duygusuz Ve bir o kadar patavatsız görünsek de aslında bazen herşey yük olur. Ve vücudu rahatlatmak için öyle davranırız. İçimizde en küçük detayda bile uzun muhakemeler yaşarken dışarıdan ise hiçbir şeyi düşünmeyen biri gibi görünürüz. Oysa ki öğrenilmeyen, kabul edilmeyen bir gerçekliktir ki. İnsan asla dışarıdan göründüğü gibi yada gösterdiği gibi değildir
Sonu olmayan bir döngü, geçip giden bir dünya Ben düşünürdüm, düşünmenin ne olduğunu bilmeden Ben susmuştum, susmamam için gereken onca şey varken Yaşamak isterdim, nasıl yaşayacağımı bilmeden Ve ölüyordum, kimse sesimi duymazken Nefesim göğsüme dar geldiğinde bile neden yaşamak istediğimi anlamazdım. Bir nefes yorgunluğu içinde yaşamım gözümün önünden geçerken, sessizce seyirci kalmak zorunda kalıyordum, nedenini ben bile bilmiyordum.
İçimdeki çocuğu yaşatayım derken hor görülmek acıtıyor insanı. Olgunlaşmış, artık herşeyin farkında olduğunu göstermek için o ruhu yok etmeye ne gerek var. Farkında olmak doğru olan ama ya bu bir yandan hayatta iyi şekilde adım atmanı engelleyip yaşam için umutlanmanı engelleyecek kadar etkiliyorsa. Sen o ruhunu arada canlandırarak ayakta durmak istiyorsan. Sen daha küçükken aslında yeterince düşünceli olup, daha büyümeden olgunlaştığın için belki bu yaşında o çocuk ruhunu yaşatmak istiyorsun. Ya da herkes senin o çocukluğunu zaten onlara oranla iyi geçirdiğin için şuan ki halini absürt görüyor olabilirler. Bu değil ki herkesin vücudu, beyni ve kalbi bu zaman akışını kabul etsin. Onun ihtiyacı buysa bunu yapmaktan neden çekinsin ki. Bu onun en doğal hakkıyken. Saf, temiz herkese kibar davranırken neden insanlar o şekilde yaşamayı seçmek yerine o kişi hakkında ardından hasetçe konuşur ki. Ben bunu anlamak istemediğim ve o ruhumla beraber kendi hayal dünyamda (beynimde) yaşamak isterken neden tuhaf görülüyor ve eleştiriyorum. Kendimi soyutlamak, belki benim kendimi savunma mekanizmamdır