Hatıralar fışkırıyordu. Onların akışına teslim oldu. Hiçbiri yaşanırken şimdiki kadar tesirli olmayan eski hayat anlarının bu dirilişinde hayatın kendisinden fazla bir canlılık vardı
Yani insanı hep yarım görüyoruz.Ya onu seviyoruz,birinci realitesi içinde;ya nefret ediyoruz ondan,ikinci realitesi içinde.Fakat nefretimiz esas.Çünkü onun birinci realitesini kendi hayalimiz sanıyoruz ve aşkta hayal kırıklığına uğrayınca,bunun,hakikatte,ikinci realiteye çarpan birincinin kırıklığı olduğunu anlamıyoruz.
" sevgilinin hayaline, onun realitesinden daha büyük düşman olmadığını bilirsin, değil mi Meral? Çünkü en büyük rakip odur. Bu hakikati kendine mesele yap ve deş. Göreceksin ki, Meral, sevgilinin hayali sandığımız şey, onun bütününden tecrit edilmiş bir realite parçasıdır"