"Güzelsiniz, ama boşsunuz. Kimse sizin için canını vermez. Yoldan geçen herhangi biri benim gülümün sizler gibi olduğunu düşünebilir. Ama o tek başına hepinizden daha önemlidir. Çünkü suladığım ve üstünü fanusla örttüğüm odur. Rüzgardan koruduğum ve kelebek olsunlar diye bıraktığım birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğrunda öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine hatta sessiz kalmasına izin verdiğim de odur. Çünkü o benim gülüm."
"Mesela, öğleden sonra dörtte gelecek olursan, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Saat ilerlerken mutluluğum artar. Saat dört olduğunda meraklı ve heyecanlı olurum. Hem sana ne kadar mutlu olduğumu da gösterebilirim. Ama eğer herhangi bir saatte gelirsen, içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. Ayinsiz olmuyor."
"Çok sabırlı olmalısın. Öncelikle bana biraz uzak oturmalısın, şu an olduğu gibi. Sana göz ucuyla bakacağım ve sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlaşılmanın kaynağıdır. Her geçen gün biraz daha yakın oturursun bana."