Sıcak bir kahveyi haketmişti evet. Onca işten sonra çok yorgun ve bitkin görünüyordu ve bir an önce bundan kurtulmak istiyordu. Kampüsten çıkıp biraz ilerlediğinde , yağmur çiselemeye başladı.
" Cidden mi ? " diye düşündü, İçinden küçük bir küfür savurdu . Tabiki yağmurdan nefret ediyordu. Adımlarını hızlandırdı, karşısına çıkan ilk kafeye girmeyi planlıyordu.
Anlaşılan yeterince hızlı yürümüyordu ki yağmur saçlarını ele geçirmişti . Neyse ki biraz daha ilerlediğinde bulduğu kafeye hemen girdi .
Tuhaf bir ismi vardı.
Turuncu Şemsiye...
İçeri girer girmez bedenini saran sıcaklık ve yoğun kahve kokusu küçük bir tebessüm yerleştirmişti yüzüne.
Cam kenarındaki bir masaya oturdu hafif ıslanmış kumral saçlarını karıştırdı ve sütlü bir kahve istedi . Kahveyi beklerken cama vuran yağmur damlalarını seyretmeye başladı.
Gözü bir an camdaki yansımasına takıldı. Ne kadar da bitkin görünüyordu.
Yağmur yağdığında koyu yeşile bürünen gözleri her an kapanıcakmış gibi bakıyorlardı .
Neyse ki o uyumadan kahvesi geldi . Koca bir yudum aldı önce, ağzı yanmıştı ama o bu hissi seviyordu .
Yoğun şeker tadı gülümsemesine neden oldu .
Bol şekerli içerdi o . Şekersiz içenleri anlamıyordu , nasıl içilir ki öyle ?