Zümrüdü Anka

Zümrüdü Anka
@Bises
Öğrenci
Üniversite - Lisans
235 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin" Nazım Hikmet Ran
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Zümrüdü Anka

, bir kitap okudu
Puan vermedi·101 syf.·
25 saatte okudu
·
2020 13. kitabı
Victor Hugo
8/10 · 152,4bin okunma
Ahmed Arif, Orhan Kemal, Nazım Hikmet Ran saygıyla özlemle...
anısına işten çıktım sokaktayım elim yüzüm üstümbaşım gazete sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sokakta tomson sokağa çıkmak yasak sokaktayım gece leylâk ve tomurcuk kokuyor yaralı bir şahin olmuş yüreğim uy anam anam haziranda ölmek zor! havada tüy havada kuş havada kuş soluğu kokusu hava leylâk ve tomurcuk kokuyor ne anlar acılardan/güzel haziran ne anlar güzel bahar! kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur çalışmışım onbeş saat tükenmişim onbeş saat acıkmışım yorulmuşum uykusamışım anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede sıkmışım dişlerimi ıslıkla söylemişim umutlarımı
3 Haziran 1963 unutmıyacağız seni güzel insan...
Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben de söyledim o türküyü! Yüreğimiz topraktan aldı hızını; altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik! Sıçradık; şimşekli rüzgâra bindik!. Kayalardan kayalarla kopan kartallar çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını. Alev bilekli süvariler kamçılıyor şaha kalkan atlarını!
Sen “Promete’nin çığlıklarını Kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam” Sen benim mavi gözlü arkadaşım Kabil değil unutmam seni.   26 Eylül 1943 Seni yapayalnız bırakıp hapishanede Bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken Koşacağım memlekete. Ve tren Bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek, Gözü yaşlı bir genç kadına Beş senenin ardından Kocasını getirecek. O dem ki boş verip istasyon halkına Yanaklarından öperken sevgilimi Sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın İçimden bana O dem ki yürekten her şey atılacak Ekmek – kin – hasret Fakat Nâzım Hikmet Sen şu kadar kilometre uzakta kalmana rağmen Aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını Batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın arkadaşını. Günler geçecek Ekmek derdi çökecek omuzlarıma. Fabrika. Makinalar. Tezgâhım.