Zümrüdü Anka

Zümrüdü Anka
@Bises
Öğrenci
Üniversite - Lisans
235 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ama hadi başka bir şeyden konuşalım. Mesela mutluluktan. Nedir mutluluk? Saat beri vurduğu sora da ayaklarını halinin üstüne sarkıtmış yatakta oturuyor ve keşişe hitap ederek konuşuyordu: - Çok eskiden mutlu bir insan en nihayetinde kendi mutluluğundan kokmuş ve tanrıların kendisine merhamet etmesi için onlara en sevdiği yüzüğünü adamak istemiş. Biliyor musun ? Mutluluk beni Polykrates gibi bir parça endişelendiriyor artık. Sabahtan geceye kadar sadece seviç duyuyor olmam, bu sevincin benliğimi tümüyle esir alması ve tüm diğer hislerj bastırması bana tuhaf geliyor. Üzüntü, keder ya da sıkıntı nedir bilmiyorum artık. Işte uyumadım yine, uykusuzluktan muzdaribim, ama sıkılmıyorum. Cidden söylüyorum: Tereddüt etmeye başladım. - Ama neden? Diye şaşırdı keşiş. Sevinç doğa-üstü bir his mi ? Insanın normal hali bu olamaz mı yani ? İnsanın akli ve ahlakı gelişimi ne kadar yüksek ne kadar özgürse , hayat ona o kadar keyif verir. Sokrates, Diognes ve Marcus Aurelius keder değil, sevinç duyarlardı. Havari de demişti ki : "Her zaman sevinin". Sevin ve mutlu ol.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam
.... Kovrin dört buçukta mumu yeniden yaktı ve tam o anda yatağın yanındaki koltukta oturan kara keşişi gördü. -Merhaba, dedi. Keşiş ve bir süre sustuktan sonra sordu: Hangi konuyu düşünüyorsun şimdi? -Şöhreti diye yanıtladı. Kovrin. Az evvel okuduğum şu Fransız romanında genç bir biliminsanı var, bir sürü aptallık yapıyor ve şöhret hasretiyle sararıp soluyor. Bu hasret anlamsız geldi bana. - Çünkü sen akıllısın. Tıpkı ilgini çekmeyen bir oyuncak gibi, şöhrete karşı kayıtsızsın. -Evet bu doğru. Meşhur olmanın çekici tarafı yok senin için...
Sayfa 29·Kitabı okudu
Kovrin Kara keşişi tanıdı. Bir dakika boyunca birbirlerine baktılar, Kovrin şaşkınlıkla, keşişse şefkatle ve tıpkı önceki sefer olduğu gibi biraz sinsi, kurnaz bir ifadeyle . - Ama sen bir serapsın, dedi. Kovrin. Neden buradasın ve sabit bir yerde oturuyorsun? Efsaneye uymuyor by. -Fark etmez, diye alçak sesle acele etmeden yanıt verdi keşiş yüzünü ona dönerek. Efsane, serap, ben : Hepsi uyarılmış hayal gücünün ürünü. Ben bir hayaletim.
Sayfa 20·Kitabı okudu
- Bugün sabahtan beri aklımı kurcalayan bir efsane var, dedi. Bir yerde mi okudum, yoksa birinden mi duydum hatırlamıyorum, ama tuhaf ve hiçbir şeyle uyuşmayan bir efsane bu. Öncelikle sarih olmadığını söylemem lazım. Bundan bin yıl evvel kapkara giyinmiş bir keşiş Suriye'de ya da Arabistanda bir çölde yürüyormuş... Yürüdüğü yerin birkaç mil ötesinde balıkçılar gölün yüzeyinde ağır ağır ilerleyen başka bir kara keşiş görmüş. Ikinci keşiş meğer bir serapmış. Şimdi bütün optik yasalarını unutun, belli ki efsanede tanımıyor bu yasaları, devamını dinleyin. Seraptan ikinci bir serap meydana gelmiş, ondan da bir üçüncüsü, öyle ki kara keşişin sureti sonsuza kadar atmosferin bir katmanından diğerine iletilmiş. Kâh Afrika' da kah Uzak Kuzeyde... Nihayet dun ya atmosferinin sınırlarının dışına çıkmış ve sönüp gidebileceği şartlara bir türlü rast gelmeden tüm kainatı gezmeye devam etmiş. Belki şimdi Marsta bir yerde görünüyor ya da Güneyhaçı takımyıldızının bir yıldızında.
Sayfa 10·Kitabı okudu

Zümrüdü Anka

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.·
2 saatte okudu
·
2020 36. kitabı
Anton Çehov
7.6/10 · 9,6bin okunma