Evrenin evrilişi, bir havai fişek gösterisine benziyor: Gösteri henüz bitmiş ve ardında belli belirsiz izlerle, biraz kül biraz da duman kalmış. Soğuyan bir parça köz üzerindeki bizler, yıldızların sönüşünü görüyoruz ve dünyaların doğuşunun yitik parıltısını gözümüzde canlandırmaya çalışıyoruz.
Bizim kendi içimiz o kadar engin ki, gerçekte ne kadar karmaşık olduğumuzu kavramak kolay değil. Her birimiz otuz trilyon hücrelik bir koloniyiz; hücrelerimizin her biri de, itiş kakış titreşerek dans eden yüz trilyonun üzerinde atomdan oluşuyor. Bu açıdan, aslında durmaksızın değişen birer mozaik gibiyiz.
Yaşamda boşluklar yoktur. Eğer kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bu boşlukları bilinçli olarak sen doldurmazsan, bunu senin adına tüm zalimliğiyle dünya yapacaktır.