İnsan yalnızlığı bilecek, onun bir köşede varlığını sürdürdüğünü unutmayacak ama ona da teslim olmayacak. Yalnızlık onun bütün anını kuşatsa bile Hazreti Allah'a sığınarak yalnız olmadığını hissedecek.
İnsanlık asırlarca yalnızlığa meydan okuyup, onu aşmaya çalışmış, topluluklar halinde yaşayıp kalabalıklara karışmıştır. Buna mukabil, kalabalıkların arasında da insan yalnız olamaz mı? Elbette olabilir. Nasıl ki gözü açık olan herkes uyanık değilse, nasıl ki her bakan göremiyorsa nasıl ki her duyan dinleyemiyorsa nasıl ki her okuyan öğrenemiyorsa, nasıl ki her bilen bildiğiyle hareket edemiyorsa kalabalıkta yaşadığını zanneden insan da esasında kimsesiz ve yalnız olabilir.
21. yüzyılda insan, ve medyanın tesiriyle haddinden fazla şişirilen "özgürlük, bireysellik" gibi kavramlarla geçmiş asır insanlarına kıyasla daha çok yalnızlaştırılıyor. Öyle ki bu yalnızlık zaman içerisinde ailevi değerleri bile çökerterek bireysel toplum meydana getiriyor. Gerek aile gerekse cemiyet hayatı sanki bireyin varlığına karşı çekilmiş bir set gibi lanse ediliyor. Halbuki birey; ailesiyle, içinde yaşadığı toplum/cemiyet ile bireydir. Ve bunlar onu engelleyen değil, aksine destekleyen ve güçlendiren unsurlardır.