İnsanlar birbirlerinin gözlerinde cenneti görünce birbirlerine âşık olurlar. O gözde cennet yoksa aşk da yoktur. Ancak dualar içinde yüzen bir yürekle bulunur cennetin yolu.
Cennetin yolu birdir oysa.
Aşk diyorsun. Hangi aşk? Aşk tenha yalnızlığı severken şehir âşıkları kafelerde, barlarda, parklarda ulu orta, sere serpe sergilenmeyi, kümelenmeyi seviyor. Herkes birbirinin şizofreni vitrini... Herkes kirliliğini birbirinde örtmeye, saklamaya çalışıyor ve buna da aşk diyorlar. Loş ışıldar altında bunaltıcı parfüm kokuları eşliğinde kulaklara fısıldanan şiirlerle cinselliği kışkırtmak değildir aşk. Böylesi sevgi oyunlarında geriye kalan terli yataklardan buharlaşıp içine oturan öfke ve tiksinti değil midir?