"Şimdi herkes gözlerini kapatsın. Bu dünyada en çok neyi istediğini düşünsün. İdealler, dertler, aile, mal, mülk, diploma, kariyer, alkış, şöhret, hasret ne varsa sizin için olmazsa olmaz, hepsini aklınıza getirin. Gece uyudunuz, sabah uyan dınız. O gün için birçok planınız vardı; toplantılar, banka, ihale, askerden gelecek çocuğunuz, kızınızın mezuniyet günü, katılacağınız ödül töreni ve bunun gibi birçok plan. .. En güzel kıyafetinizi giyindiniz; ceketinize göre gömlek pantolonunuza göre ayakkabı yahut eteğinize göre çizme, mantonuza göre eşarp... Parfümler, kokular, aynanın karşısında geçen dakikalar... Tamam, işte hazırsınız. Sizi gören beğenecek. İmrenecek insanlar size. Başardınız, bütün bakışlar üzerinizde toplanacak. Elbisenizi konuşacaklar etiketini, markasını merak edecekler. Zaten sizin istediğinizde bu değil mi? Sonra binadan aşağıya indiniz, sokaktasınız. Ama tuhaf bir şey var sokakta.
Sokak bomboş. Kimse yok. İçinizden acaba 'Bugün sokağa çıkma yasağı var da ondan mı kimse yok?' diye düşündünüz.
Sokağa park etmiş bütün arabaların kapılarının açık olduğu nu gördünüz. Ortada ne bir hırsızlık var, ne de arabanın sahipleri. Karşıdaki bankanın kapısı da açık. Alarm ve kamera sistemi de kapalı. Bankadaki bütün dövizler ve altınlar sizin.
Alışveriş mağazalarının vitrininde bakıp bakıp bayıldığınız kıyafetler, hepsi sizin... Sevgilime okurum diye gece yazdığın, sana göre dünyanın en güzel aşk şiiri olan kâğıt cebinde.
Ama o şiiri okuyacağın kimse yok. Bağırdın. Seslendin. Sesine cevap veren yok. Korktun. Hemen tekrar dairene çıktın. Koşarak anne ve babanın odasına gittin. Yatak boş. Onlar odasında yok. Karşı odaya geçtin. Eyvah, kardeşin de yok! Bütün bunlara anlam veremedin. Panikledin. Binadaki bütün dairelerin zillerine basarak aşağıya indin, kimse