Hafif bir ürperme hissettim içimde. Sanki hava birden bozmuş gibiydi, sanki yıldızlar ve gökyüzü bir an için beni azarlıyordu. Eylül beni üşüttü ve bir ceket daha aldım üstüme. Capella da hissetmiş midir diye döndüm ancak o hiç oralı durmuyordu.
Sen hiç büyümemişsin Polaris. Bedenin sana ihanet etmiş, oysa içinde yatan yedi yaşındaki gölgelere yenilmiş çocuk öylesine kızgın ki, sarılı olduğu kabuğu parçalayıp atmak istiyor. Bense sanıyorum ki yeterince sıkı sarılırsam o kabuğu yırtılmaktan koruyabilirim.
Heycanımı birileriyle paylaşmaya öylesine dalmıştım ki Capella ağlayarak yanıma koştuğunda bir süre kendime gelmekte geciktim. Hayır Capella, lütfen ağlama. Buradaki herkes ağlasın, dünya ağlasın ve hatta gökyüzü her şeye küssün ancak sen ağlama.