Üzerimizde hissettiğimiz İslam'ı çağ dışı gösterme çabalarına baktığımızda, bugünkü sistemlerin ve anlayışların halen İslam'ın 1400 yıl önce getirdiği çağa insanlığı ulaştıramadığını görmekteyiz.
Sömürüye ve köle düzenine son veren İslam mı karanlıkların dünyasıdır?
Kız çocuklarının diri diri gömülmesine engel olan ve kadını gerçek değerine ulaştıran İslam mı çağın gerisindedir?
İşçiye sırtının teri kurumadan ücretini ödemeyi emreden Peygamberimiz mi bugünkü çağın gerisinde kalmıştır?
Çamurların içinde bir dilim ekmek almaya çalışan insan manzaralarının oldu bugünkü günümüzü düşünecek olursak, 'komşusu açken tok gezen bizden değildir' diyen iki cihan sultanı mı çağın gerisinde kalmıştır?
'İnsanın en hayırlısı insanlara hizmet edenlerdir' buyuran Peygamberimiz insanları hayırlı himzetlere yönlendirirken bu çağın çok mu gerisinde bir şeyler söylemiştir?
'Bir devlet adl ile yükselir zulüm ile yıkılır' buyurmuştur; en zayıf insanın kuvvetli olandan hakkını aldığı devlet adaletli bir devlettir, zayıf olanın güçlü olandan hakkını alamadığı devlet zalim devlettir. Yani devletin temelini adalet üstüne oturtmuş olan, tüm insanları Allah'ın yarattığı bir kutsal emanet olarak gören sistem bugünkü çağın neden gerisinde kalmaktadır?
Öyle bir aydınlıklar ve karanlıklar dünyası önümüze koymaktadırlar: kendi inancı ve değerleriyle birlikte kamudan yararlanmak isteyenleri, kendi inancı ve değerleriyle birlikte limden istifade etmek isteyenleri baskı altına almak mı aydınlıkların dünyasıdır? Eğer aydınlıkların dünyası diye bahsedilen dünya buysa biz bu dünyadan değiliz! Çünkü 1400 yıl önce Veda Hutbesiyle insanlara hakkı, adaleti, insani değerleri ve bütün inançları insanın kendi iradesiyle seçebileceğini vaad eden Peygamberin ümmeti olmaktan büyük bir onur duyarak, onun getirmek