Sahurda çilek ve kruvasan yenmesine karşı değilsem de bu görüntünün vloğu "aesthetic" yapsın mantığıyla pinterest brunch şeklinde gözümüze sokulmasına kılım. Bu ikiliyle ünsiyeti olsun isteyen haşlanmış yumurtanın hünkar olduğu sahur soframızı rahat bırakıp Paris'e sabah kahvesini içmeye gidebilir.
Bir bebek büyütmenin aslında ne kadar sıfırdan geldiğimizi hatırlatmasına her gün daha da şaşırırıyorum.
Yemek yerken kaşığı ağzına götürmek, yiyip içerken boğulmamak, rastgele bir sesi tolere edip hayata devam etmek, istediği herhangi bir şeye uzanmak, ayağa kalkmak, kalktın hadi sonra oturmak falan o kadar zor ki bebek için. Hele en başta yani bepbebekken imkansız 😁 Tırnağını kesmesem yüzünü kendini kaşırken çiziyor, altını biraz geç alsam pişik oluyor, bezinden rahatsız olsa bile kurtulamıyor. Kafasını yastığa koyunca dalamıyor ya 😁 Böyle bir şey var mı uykun varsa uyursun olay çıkarmak ne bir de 😁Ama malesef istediği zaman uyuyamıyor bile. İlk başlarda bepbebekken HİÇBİR NESNEYİ TANIMIYORDU. Düşünsene bizim için başka bir evrende olmak gibi. Konuşulanları hiç ablamadığı bir süreç geçirdi. Şimdi de yarı yarıya anlıyor diyelim 😁
Mesela ben şu yaşımda konuşup anlaşılmadığımda kızıyorum ama o hiç konuşamıyor. Anne diyor baba diyor bir de Allah diyor bu kadar 😁 Dişler var bir de. Ben sadece tüm dişlerimin tamam olduğu zamandan bu yana olan sürecimi hatırlıyorum meğer bir de öncesi varmış. O kadar zor ki onun için bir dişi çıkarabilmek. Zonklamalar, kaşınmalar, ateşler, iştahsızlık, uykusuzluk. YALNIZCA BİR DİŞ İÇİN BU CURCUNA HEM DE. Şimdi bakıyorum da kendime, ne kadar sıfırdan geliyor insan. Ve yaşlanınca da eksiye düşe düşe sıfırı görüyor yine.