Yazar sonsuzluğa uzanan yolu sadece Müslümanlara açık kılmamış, son derece evrensel… Bu yola Allah aşkı ile çıkan Yunus ile insanlığa beslediği kini ile çıkan Dante’nin aynı yolu yürüyüp aynı sona vardığını, sonsuzluk yoluna çıkmış gibi anlatmış.
Âkif’in sonsuzluk yolunda topladığı çiçekleri koklamış gibi işlemiş satır satır Akif’i… Çok duymuştuk Âkif’in o meşhur mısralarını, ne çok etkilenmiş ve aklımıza kazımıştık uçup gitmesin diye… Meğer ne kadar yabancı imişiz bu asalet kokan sözlere… Kalbimizin perdesini kaldırıp akıtamamışız bu asil sözleri derinlere.
Akif bu, İçinde delicesine kaynayan ve taşamayan bir ruh var. Bu ruhu taşıracak olan ‘dilin yokluğundan bizar’… Belki de bizim şimdi okuyarak hayran kaldığımız bu mısralar o kaynayan ruhunun küçük bir zerresidir. Kim bilir?
Şimdi Akif, Akif değil benim için! Çok başka… Dünyaya gelmemiş, gelse de görülmemiş gibi… Hayranlığımı kaybettim. Çok başka bir hülyaya esir oldum Nurettin Topçu’nun mısralarının ardından… Sanki bu mısralara bir tutam Akif serpmişsin, buram buram ruhu kokuyor…