Eşya benden uzun ömürlü, kesin. İki giysi yeterli değil mi? Biri yıkanırken diğeri giyilen? Ziya Paşa diyor ya, insanın ihtiyacı bir lokma ekmek iken, bu keşmekeş-i derd-i ihtiyaç neden?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Doğru, siz ölürsünüz, ama kolunuzdaki saat işlemektedir, ya da kasetçalarda sizin dokunuşunuzla başlatılan parça hâlâ ses vermektedir. Ya da bir çiçek tarhında ayak izleri kalmıştır çoktan yok olmuş bir sevgilinin. Oturduğu koltukta bedeninin biçimini almış bir boşluğun hacmi.
Ahmed Midhat Efendi, kendi aşkına gelince sıra, özel bir mülkiyet alanının lügatçesine müracaat ediyor. Sevdası Fitnat Hanım'a, mektuplarında bazen Malikem" diye hitap ediyor, yani "ülkesi, mülkü olduğum" Hoş! Bazen de "Memlükem" diye, "Bana ülke olan, benim ülkem" yani. Bu da hoş! Bazen de bu hitap "Hem Malikem hem Memlûkem Efendim'e dönüşüyor. İşte bu galiba en hoş!
Hayat o kadar kısa ki, bu kadar çok insan, kesik dijital suretler bir tane hayata nasıl sığar ki? Bir, bilemedin iki fotoğrafta kendini keser ya da diğerlerini çıkarırsın belki her sey yolunda gitmeyebilir. Ama onlarcası, yüzlercesi? Nefesini hissetmediğimiz dijital suretleri tek tuşla silmek, engellemek kolay geliyor, eline alıp bir makasla fotoğraf kesmekteki cesaret bu işte yok.