Ne garip insan olmak. Hiçbir durum hoşnut edemiyordu bizi. Hep bir şeyler olsun ister, o şey olduğunda ise sonucundan memnun kalmayıp başka bir yola gitmeyi seçerdik.
Gece güneşin batışıyla başlayıp doğuşuna kadar devam eden bir zaman dilimi değil, saklanmaya muhtaç ruhların sığınağıydı. Günahların gizlendiği, yalanların korunduğu bir sığınak…
Ardımızda bıraktığımız her bir günün sabahında küllerinden yeniden doğardı zaman. Güneşin selamladığı her bir gün yeni bir başlangıçtı. Peki, tozlanmaya yüz tuttuğu halde her şeye rağmen gerçekleşmeyi bekleyen umutlar, yaşanan acılar ve hisler kalpteki yerlerinden hiçbir zaman ödün vermezken, her yeni gün nasıl insan hayatında temiz bir sayfa olabilirdi ki?