İnsanlar arasındaki bütün fark, onların ne kadar olduklarındadır. Kimi akıllıdır, kimi daha az akıllıdır, kimi ahmaktır. Akıllı olmak için doğru kitapları okumak gerekir: kara büyü... ya da ne bileyim... Aslında bütün kitapları okuyacaksın, ki iyisini, doğrusunu bulabilesin...
Tek başına yürür durursun... sanki kanatlanmış gibisindir... tıpkı gökteki ay gibi. Gölgen önünde gider ve giderken bazen kıvılcımlanan karların üzerine düşer, ışık çakıntılarını söndürür, bazen gülünç bir biçimde yol kıyısındaki çitlere, tahta perdelere çarpar.
Şunu bilin ki, hayatımızda en yüce, en güçlü ve faydalı dayanağımız ana baba evinden kalma hatıralarımızdır. Size sık sık terbiyenizden söz açılır; dediğim gibi, güzel, kutsal çocukluğunuzdan kalma bir hatıra terbiyenin en iyisidir. Böyle hatıralardan dağarcığına çokça toplayarak hayat yoluna çıkan insan, bütün ömrüne güvenle bakabilir. Kalbimizde kalan tek bir iyi hatıranın bile bir gün faydasını görebiliriz.
Bazı miskin ruhlar başlarına gelen kötülükler yüzünden bütün dünyayı suçlu görürler. Azıcık bir merhamet, biraz sevgi onları değiştirip kötülüklerinden döndürmeye yeter, çünkü içleri iyilik tohumlarıyla doludur. Bu ruh açılacak, Tanrının sonsuz merhametini, insanların iyiliğini, doğruluğunu anlayacak... Yaptığına pişmanlık duyarak inşanlığa olan borcunun büyüklüğü altında ezilecek. O zaman “ödeştik” diyemeyecek. “Bütün insanlara karşı suçluyum, herkesten aşağıyım,” diye tekrarlayacak. Pişmanlık, ıstırap derecesinde bir duygulanma ile, “İnsanlar benden daha iyi, zira beni mahvetmek değil, kurtarmak istedi onlar!” diye gözyaşı dökecek. Ve sizler için bunu, bu iyiliği yapmak pek kolaydır. Çünkü ortada gerçekle ilişiği olan deliller yokken, “Evet, suçludur!” demeniz kolay sayılmaz.