Demek ki gerçeklik, tıpkı yediğimiz bir bıçak darbesinin tepemizdeki bulutların hafif hareketleriyle alakasızlığı gibi, ihtimallerle alakası olmayan bir şeydi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanları yargılarken hangi ölçütü kullanmak gerekirdi? Aslında alçakça bir davranışta bulunması kesinlikle imkansız olan tek bir insan bile tanımıyordu. Hepsiyle görüşmekten caz mı geçmeliydi?
İnsanların öteden beri başkalarını yaptıklarına göre yargılamaları boşuna değilmiş diye düşünüyordu şimdi. Bir tek, yaptıklarımızın bir anlamı vardı; ne dediğimiz, ne düşündüğümüz hiç mi hiç önemli değildi.
İnsan ruhunun en özel, en kendine has süslerinden biri olan cümleciğin kaderi, geleceğe ve ruhun gerçekliğine bağlıydı. Belki de gerçek olan hiçliktir ve hayatımız var olmayan bir rüyadır, ama o zaman, bu mūzik cümlelerinin de hayatımızla bağlantılı biçimde var olan diğer kavramların da birer hiç olması gerektiğini hissederiz. Biz yok olmaya mahkûmuzdur, ama bizim kaderimizi izleyecek olan bu ilahi esirler, elimizde birer rehinedirler. Onlarla birlikte ölme fikri ise, ölümün acılığını, sıradanlığını, hatta belki ihtimalini de biraz azaltır gözümüzde.