Bu insanlar öylesine sindirilmişti ve bu tür adamların onlara neler yapabileceğine dair öyle uzun bir tarihsel sürece yayılan acı tecrübelere sahiplerdi ki, kimse ne sesini çıkarabildi, ne elini oynatabildi, ne de gözünü yerden kaldırabildi.
"Şahsen hayattaki en büyük arzum bu dünyaya ait olduğumu tamamen unutmak. Bu dünyada bana yarayacak -şu şarap hariç- bir şey yok; bende de dünyaya yarayacak bir şey yok zaten.
Sesin insanın yüreğini parçalayan yanı, uzun süreli bir yalnızlık ve terk edilmişlikten kaynaklanıyor olmasıydı. Adeta çok, çok eskiden çıkarılmış bir sesin en son cılız yankısıydı.
An gelecek, o bölgede yaşayan korkuluk kılıklı baldırı çıplaklar, işsizlik ve açlıktan o fenerciyi öyle uzun zaman izleyrceklerdi ki yöntemini kavrayıp gelistirecekler, kendi karanlıkların aydınlatabilmek için bu makaralı iplere adam asacaklardı.