İçinde bir şey hâlâ usulca sızlıyordu, ama bu umut vadeden bir acıydı, hafif yakıcı ama yumuşak, tamamen iyileşmeden önce yaraların hafifçe sızlaması gibi.
Çünkü dünya tarihi davetsiz misafirlere müsaade etmez, kahramanlarını kendisi seçer ve istemediklerini merhametsizce geri çevirir, ne kadar ısrarla çabalasalar da, kaderin durmadan ilerleyen arabasından bir kere düşen bir daha ona yetişemez.
İnsanların böbürlenerek, ruh, duygu, akıl diye adlandırdıkları, ıstırap dedikleri o madde, bir insanda ne kadar büyük ölçüde bulunursa bulunsun, acı çeken bir bedeni tamamen parçalayıp yok etmeye gücü yetmeyecek kadar zayıf, kudretsiz ve beceriksizmiş.... Çünkü insan ölmüyor, yıldırım düşmüş bir ağaç gibi devrilmiyor, yaşadığı acı dolu anları atlatabiliyor ve kalbi gene çarpmaya, nabzı atmaya devam ediyor.