"Peki, bir gün parçalara ayırdığım şey ruhun olursa, yine de benimle kalmak isteyecek misin?"
"Eğer kalmazsam... peşimden gel ve beni bul. Çünkü o parçaları tekrar yalnızca sen birleştirebilirsin."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Eden'ın kalbini tekrar kırmadan önce biraz zorlandım sadece ve baban da o sırada olaya müdahale etti. Cevap başından beri sendin. Her zaman sen olacaksın."
Jay'in gözleri ruhsuz bakıyordu.
"Eden'ın kalbi... elbette, benim taşlaşmış kalbimin kırılma olasılığı yok."
Gözleri daha canlı bakıyordu ve başını alnıma dayayarak kısık sesle sordu.
"Ne yaptın sen?"
"Seni buldum..."
Acı bir çığlık attığımda dudakları hala alnımdayken konuştu.
"İyi ki beni buldun."
Bilincimi kaybetmeden önce duyabildiğim son şey bu olmuştu.
Jay dönüp bana baktı ve göz göze geldik. Ela gözleri koyulaşmış, hareleri uçsuz bucaksız görünüyordu. Elinde kalp ve kanlı vücuduyla tam olarak önümde dikildiğinde önce gözlerim gövdesinden ayrılmadı. Fakat parmakları çeneme dokunup başımı yukarı kaldırdığında tekrar göz göze geldik.
"Ben buyum, Annabelle."
Bu cümle artık aklıma kazınmıştı. İsmim dudaklarından tam haliyle döküldüğünde bedenim sanki mümkünmüş gibi daha da buz kesti. Neyden bahsettiğini biliyordum. O, kendisini zapt eden prangalardan kurtulduğu an avını yok eden bir yırtıcıydı.