Öfkeli olmanın verdiği bir özgürlük. Tek başına yaşamanın. Hepsinin arasında en tuhaf olanı da burada, Anderson’ın eski sığınağında duvarları arasında onu nihayet anladığımı hissediyorum. Nasıl o şekilde yaşayabildiğini sonunda anlıyorum. Kendinin bir şeyler hissetmesine, birinin onu incitmesine asla izin vermiyormuş, hayatına duyguları karıştırmıyormuş. Kendinden başka kimsenin yükümlülüğü altında değilmiş, bu da onu özgürleştirmiş.
KENDİ BENCİLLİĞİ ONU ÖZGÜR KILMIŞ.
Ondan nefret ediyordum.
Ondan hayatımda hiç hissetmediğim bir şiddetle nefret ediyordum. Gel gelelim gerçek nefretin ateşinin sevgi oksijeni olmadan yanmadığını fark ediyorum. Önemsemeseydim bu kadar incinmez, bu kadar nefret etmezdim.