Petrikor , yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu...
Petrikor, suskunlukla kurulan bağların, yarım kalan cümlelerin ve insan zihninin kendi içinde oluşturduğu gezegenlerin romanıdır.
Roman, sıradan bir ofis hayatının içinde sıkışmış bir karakterin iç dünyasına odaklanır. Dışarıdan bakıldığında hayat son derece sıradan görünür; masa, kahve, duvarlar ve suskunluk… Ancak karakterin zihninde bambaşka bir evren vardır. Gündelik hayatın tekdüzeliği içinde, kendi iç sesine sığınarak başka dünyalar kurar...
Kitapta karakterlerin ismi yoktur, büyük olaylar ya da keskin çatışmalar yoktur.Karakter, hayatın içinde var olmaya çalışırken aynı zamanda kendini anlamaya, hissettiklerini adlandırmaya ve ait olduğu yeri bulmaya uğraşır.
Kitap bir olay hikâyesinden çok bir ruh hâli anlatısıdır.Petrikor; aşkı, özlemi, kırılganlığı, sessizliği ve insan zihninin kendi içinde kurduğu görünmez dünyaları anlatır. Devamı ve dahası kitapta Türü sevenlere tavsiye ederim.