“Düşüncelerimin içinden kanlı bıçaklı bir şekilde geçerek zihnimin sahnesinin ortasında beliren o anında da yalnızdım. Etrafımda insanlar varken yalnızdım. İnsanlar çevreme toplanır, ben yokmuşum gibi birbirlerine sokularak gülümserler, hayatlarını bir şekilde devam ettirletirlerdi. Benim belli bir yaşa kadar hissettiğim o yoğun yalnızlık tek dostum, tek sığınağım olmuştu. Bir canavar değildim ama insanlar bana yaklaştığında bir canavar kadar korkunç olabiliyordum. İnsanlar bir süre sonra benimle ilgili bütün ümitlerini tamamen yitirir, beni görmezden gelmeye başlarlardı. Onlara göre insanları etrafıma yaklaştırmayan bendim ama benim bu duvarı örmemdeki en büyük sebep yine bu düşünceyle benden uzaklaşan insanlar olmuştu.”
“Etrafında nasıl kadınlar var, bilmiyorum,” dediğim anda mavi gözler kısaca dudaklarıma ardından tekrar çelikten ifadesiyle gözlerime taşındı, “ama ben olduğumu düşündüğün kadınların dudaklarını sildikleri mendillerle yaralarımı temizledim.”