su su

su su
@Boss_Hera
•Su&Zen Akademi Ve Psikoloji Merkezi Kurucusu •Bireysel/Kurumsal Danışmanlık •Konuşmacı/Uzman Eğitmen •Analist/Yazar •Marka İşbirliği İçin @ircakir •@hakikatinyasalari •@suzenakademi
Analist-Yazar
Lisans
Bursa
Manisa
2 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Perdeler zanlarımız,duygularımız,eksik olan yanlarımız.Suçluluk duygusu içinde yaşayan kimseler daima bu duygularını başkalarına da yakıştırır ve yansıtırlar.Başkası hakkında düşüncelerinize dikkat edin.Hatırlamanız gereken ilk şey bunun karşınızda ki insanla değil de,kendimizle ilgili bir hakikat olabileceğidir. Her insanın bir gölgesi vardır.Yok saydığımız gölgemiz her an bizimle görmediğimiz bilmediğimiz bir çok parçamız gölge kişiliğimizde gizlidir.Bastırılmış, değersiz ve günahkar yönlerimiz ve aynı zamanda uzun süre gömülü kalan,hiç bilince ulaşamayan içgüdüler,yetenekler ve ahlaki niteliklerdir.Bunun korkutucu geldiğinin farkındayım fakat gölgemizden kaçmayız. Gölgemizle bir bütün olmamız gerekir hayat olduğunuz yerden ibaret değil. Gerçek yani hakikat perdesini açmamız gerekiyor. Mutlak olarak gerçek sandığımız 5 duyudan oluşan gerçeklik aslında bir puzzle, bir yap-boz. Zihinsel olarak inşa ettiğimiz kavramları gerçeğin kendisi sanıyoruz.Aşılmaz, sonsuz olan uzayın siyahlığının ardında bir delik var belkide kara deliğin içinden geçmek gerekiyordur.Gördüklerimizin varlığı ve görmediklerimizin yokluğu kara deliğin ötesi olabilir. Su Ayan
Reklam
Karanlık bir mağara içinde elleri birbirine zincirlenmiş, boyunları geriye döndürülemeyecek şekilde sabitlenmiş, sırtları mağaranın ışık sızan kapısına dönük, arkalarında çok yüksek olmayan bir duvar bulunan bir grup insan, karşılarındaki duvara yansıyan gölgeleri varlık âleminin kendisi olarak düşünüyor. Böyle düşünmemelerini sağlayacak herhangi bir sebep de yok. Oysa onların gördükleri, arkalarındaki duvar üzerine sıralanmış çeşitli kalıpların yansımalarından ibaret. Bu insanların hakikati idrak etmeleri için başlarını geriye çevirip gün ışığındaki âleme bakmaları yeterli. Zincirlerinden kurtulup geriye bakmayı başarabilen ilk kişi, diğer insanlara karşılarındaki duvarda gördükleri yansımaların sanal olduğunu, gerçek dünyanın mağara dışında bulunduğunu haber verir. Ama elleri ve başları zincirli olanlar, bu hakikat habercisini yalanlarlar; çünkü onların dünyası ‘'gölgelerin dünyası'’dır. Asılların dünyası onların çok uzağındadır. Bu âlemin varlığı, o âlemin aksi ve gölgesidir. Akıllılar bu âlemde, o âlemi aramışlar ve gölgeden, gölgeyi doğuran şeye doğru yürümüşlerdir.İşte, bunlar bu yüzden ölümsüz ve sonsuz olarak kaldılar ve kıymet biçilmeyecek kadar değerli hazinelere kavuştular ve cennet nimetlerinden yediler. Onların yemekleri daimidir.(Sûre: 13, Ayet:35) Su Ayan
Nüzul sıralamasını esas alırsak başında mukattaa harfi bulunan ilk sure Kalem suresi, ilk mukattaa harfi de,birinci ayetin başında bulunan “Nûn” harfi sayılır. Aynı nüzul sıralamasına göre bu harfi, ‘Kâf’ ve ‘Sâd’ harfleri devam ettirmiştir. -“Nûn’u, kalemi ve satır satır yazanları düşün.Sen Rabbinden gelen nimet konusunda cinlerin müdahalesine maruz kalmış değilsin.” Arapça ve diğer Samî dil kalıbına ve kültürlerdeki ortak anlamlara bakıldığında.Nûn harfi Fenike, Aramî, İbranî ve Arap dilinde ve kültürlerinde balık anlamına geldiği savunulmaktadır. Bazı tefsircilerde bu harfi Mısır alfabesindeki resme bakarak yılana benzetirken,bazıları kalemle birlikte zikredildiği için hokka anlamı vermiş ve diğer dilleri örnek almamış. -Kaf harfinin batı alfabelerindeki karşılığı Q harfidir; köklerinin Latince, daha eski kökeninin de Fenike alfabesindeki ‘Qoph’ (Kâf) harfi olduğuna işaret edilmektedir. İbrani alfabesine de Fenike’den geçmiştir ve aynı şekilde telaffuz edilir. Mısır hiyerogliflerinde kulplu bir sepetle sembolleşir, Tanrı/Tanrıça/Kral/Kraliçe, Rahip/Rahibeyi ve soyluluğu temsil eder. Hakk boyutunun, Halk boyutunun harfleri vardır. Tüm harfler birbirine bağlıdır. -Sâd sûresinin başındaki konumuna bakılırsa bu harf, konum ve i’rab bakımından, kendisinden sonra gelen cümle ile ilişkisi ve fonksiyonu yönünden ‘Kaf’ harfinin konumuyla benzerlik arz eder.Ayrıca ‘Nûn’ ve ‘Kâf’ harfleri gibi ‘Sâd’ ismine de kelime anlamı vermek mümkündür. Her bir harf derin anlamlar içerir. Her harfin; bir enerji boyutu, bir mesaj boyutu, bir rûh boyutu, bir nûr boyutu vardır. Harfler bize Allah’ın sırlarını getiren mektuplardır. Harf kapılarından ilâhî sisteme geçilir. Doğrusu muhakkak ki Allah’ın ilmindedir. Su Ayan
Gariplere,Tuba olsun yani müjde olsun,ne mutlu gariplere... Peygamber efendimiz sahabesi acı çekiyordu garipti kimse yardım etmiyordu.Üzüntü,acı içindeydiler yani garip kimsesiz kalmışlardı.Terk edilmiş­lerdi dışlanmışlar,”.Üstüne işkence çekmişler yardıma ihtiyaçları vardı.Peygamber efendimizde Habeşistan Necâşîsi Ashama'ya yönlendirdi sahabesini.Çünkü o Müslüman olmasada Allaha inancı vardı putlarını kırmıştı.Kabul etti ilk müslümanları ayırmadı kötü davranmadı çünkü onlarıda Allah yarattığını biliyordu sonrasında zaten Müslüman olmuş.O kadar zorluğa çaresizliğe rağmen vazgeçmedi sahabe inandılar,teslim oldular çünkü menzile girmişlerdi artık müjdeyi biliyorlardı.Yollarından çıkmadılar tüm kalpleri ile birlikte bir ilerlediler ve Rabbimizin Rahmetlerini düşündüler her hallerine Sabır ile,Şükür ile,Tevekkül ile yollarında ilerlediler Cennetteki Tuba ağacının meyvesini yediler.Ve yine aynı zorluk çaresizlik içindeyiz Ahir zaman.Şuan İslamı yaşamak aynı o şekilde zor ve acılı o yüzden zor dediğinde,sorguladığında sahabeyi düşün müjdelenen Tuba ağacını düşün.Cennette ki Tuba ağacı ters ağaç kökleri cennette dalları dünyada meyvelerinin asla sınırı yok.Buda cennetin ne kadar güzel bir yer olduğunu gösterir bize. Hac Süresi;Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir. Su Ayan
-Hiç kuşkusuz Kuran-ı Kerim’de Allah’a kulluk edenler için yeterli olacak nitelikte bilgi ve mesaj vardır. Ayet’te bize aktarılmak istenilen. Tevhid inancımız tamsa, Allaha tam teslimiyetle güveniyor ve iman ediyorsak ısrar ve tekrarla okuduğumuz Kuran-ı Kerim’le Rabbimiz Rububiyeti tecelli ediyor ve Rabbimiz muhatabına çoklu bakış açısı kazandırıyor. Kuran-ı Kerimi hangi dile çevirirsek çevirelim mana değişmiyor.Hiçbir çeviri Kuran-ı Kerimin ahengini bozmamalı.Bozmak isteyenler başaramazlar İlahi hitap olduğunu değiştiremezler.Rabbimiz her tür misali evire çevire tam ve eksiksiz vermiştir.Kimseye kul olmayalım diye.Kuran-ı Kerim dışarıdan katkı maddesi kabul etmiyor.Piyasa da bir çok meal ve tefsir var. Meal ve tefsirlerde çevirmen dışarıdan edindiği bakış açısıyla yaptığı çevirideki parantez içi açıklamalar Kuran-ı Kerimin bütünselliği bozamaz ve etki edemez her ne kadar parantez içi açıklama veya dip not açıklamalar orada olsada.Mutlaka idrak ediliyor ve metin içerisinde ki ahengi bozuyor,zamanla muhatabına bu böyle olmamalı dedirtiyor. Rabbimizin büyük bir lütfu olan idrak,düşünme yetisi insanoğluna düşünmez misin, akletmez misin dedirtiyor.Buda bizleri araştırmaya itiyor. Kuran-ı Kerim okumalarımız bizi araştırmaya yönlendirmiyorsa değişip gelişemiyoruz demektir. Rabbimiz aklını kullanmayanları uyarmıştır.Rabbimiz Kuran-ı Kerim içindeki ayetleri OKU ve secde ederek yaklaş diyor.Beni şu meali veya tefsiri hazırlayan saptırdı gibi cümleler yanlıştır.Beni bu cemaat veya tarikat saptırdı demek yanlıştır.Bir gün tek kek hesap vereceğiz. Kuran-ı Kerim’in birçok ayeti kerimesinde “hiç mi akletmezsiniz?” diye soruyu soruyor.Bu sorunun muhatabı, “aklı olanlar ve ben insanım” diyenlerdir. O halde insanoğlu ,OKU’duğunu neden akletmiyor? Su Ayan
Reklam