Her yokluk LÂ,Her varlık İLLA…
Yokluğunda var olan Varlıkta bilmez ademi.
Bütün kâinat yokluk yani karanlıktır.Yaratılmışları, Hakk’ın zuhur tecellisi var edip aydınlattı.Her kim yaratılmışları görür de onda onunla beraber,
ondan evvel,ondan sonra Hakk’ı göremezse,
şüphesiz nurlardan ayrı kalır.
“SONSUZ” ve “SINIRSIZ”ı içine alabilir mi?
Fani,geçici,ölümlü ve gölge gibi olan şu kıymetsiz varlığını gerçek ve gerçekten var sayana ne demeli…
Fani olan varlık aleminde öteleri görebilen hakikat nazarlı gözler,henüz dünya hayatını yaşarken,nefes alıp verirken kendilerini zayıf,cılız gölge birer varlık,daha ötesi yok görerek yokluğu kabul etmişler.
İlla'ya gelmemiz lazım!!!
İlla’ile insan mir'acını tamamlar!!!
Varlığın sahibi Allah'tır!!!
Varlık O’na aittir!!!
Alemin ruhu insandır!!!
Her şey, lâ (yok) ile illâ (ancak) arasında olup biter.Tüm varlık,kendi dilince tevhid getirir.
Güneşin doğuşu,arzın dönüşü,yıldızların ışıldaması,bülbülün ötüşü,ırmağın şırıltısı, ormanın uğultusu,bir nefes alıp verme,tevhiddir.
Gönül kulağıyla kainatı dinleyen,kelime-i tevhidden başka bir ses duymaz.Gönül gözü ile varlığı temaşa eyleyen,kelime-i tevhidden başka bir şey görmez.
“Lâ” zihni tüm olmazlardan ayıklama eylemidir.
“Lâ”dan yokluktan geçer ise “İlla”ya vardığında varlığın gerçeğine erer.
Su Ayan