Burcu parlak Sağsöz

Burcu parlak Sağsöz
@Brc_prlk
O kadar güzel gülümsüyordu ki insanın morali bozuk olsa da eşlik edesi geliyordu. Evet, Kerem'in gülümsemesi bulaşıcıydı. Ve günün reçetesi. Sevdiğinizin gözlerinin içine baka baka gülümseyin. Tabiki size eşlik etmesini de sağlayın. Çünkü bazen tek bir an koca bir günü kurtarabilir.
Reklam
4. Bölümden
“Günaydın, nasılsın bakayım. Bizde masayı hazırlıyorduk. Hadi bir şeyler yiyelim” dedi gülümseyerek.    “Günaydın kuzucuğum, Deniz Hanımla konuştuk. Ufaklık pek iyi değilmiş dün akşamdan beri. Aklım onda kaldı, ben hemen gideyim” dedim.    “Hadi ya, inşallah iyidir. İyi, gitmek istersen git, ama sende dinlen. Kendine de vakit ayır. Öyle ya da böyle bu kızın bir babası da var. İlgilenmeli onunla” dedi. Galiba Beren bana şaka yapıyordu. ‘Yok artık’ dercesine bir bakış attım.    “Sadece bir gece eve gitmedim diye bunlar olmuş, gerisini sen düşün. Senin Ateş amcanın babalığı bu kadar maalesef” dedim. Bazı gerçekler hiçbir zaman değişmeyecekti. Hak etmeyen hiçbir kadın veya erkek anne veya baba olmamalıydı.
2. Bölümden
Gözlerimi ona diktim. "Mutluluk?" diye fısıldadım. "Mutluluk mu? Sen gerçekten buraya gelip annemin ölümü hâlâ tazeyken bunu mu söylüyorsun?" Babam ağır bir şekilde masaya elini koydu. “Yeter. Annene saygısızlık etmiyorum. Hayat devam ediyor, Güneş.” İçimde en ufak bir duygu kırıntısı dahi kalmamış un ufak olmuştu. Hayat devam ediyordu, evet. Ama annemin yokluğu bizim için bir kara delik gibiydi. Ada hâlâ geceleri uykusunda ağlıyordu. Ben derslerime gömülerek kaçmaya çalışıyordum. Ve babam? O hayatına bir başkasını alarak "devam ediyordu."
İçimdeki öfke yerini bir boşluğa bırakıyordu. Ezgi’nin sesi, babamın açıklamaları... Hepsi birer açıklamaydı ama hiçbir şeyin telafisi yoktu. Annemin hatırasına yapılan bu saygısızlık, Ada’nın sessiz çığlıkları, benim içimdeki kırıklar... “Ben artık burada duramam,” dedim. Sesim buz gibiydi. “Bu masa, bu ev, bu insanlar... hiçbir şey bana ait değil artık.” Ve öylece döndüm, kapıya yöneldim. Ezgi arkamdan kalktı ama bir adım bile atmadı. Babam ise yerinden kıpırdamadı. Kapıyı açarken içimde tek bir düşünce vardı: Bu hikâyenin kahramanı ben olmalıydım ama şimdi sadece bir yan karakter gibi hissediyordum.
1. Bölüm tanıtım2
Gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum. En sevdiğimi kaybedip, üzüntümü sesli dile getiremiyordum. Acımı, sinirimi, öfkemi içime atmaktan artık kendi kendimi yiyordum. Ellerimi ağzıma yumruk yapıp deli gibi ağlıyordum. Camdan içeri vuran o güzel esinti bile beni sakinleştirmeye yetmiyordu. Sarılıp ağlayabileceğim bir omuza çok ihtiyacım vardı. Ama öyle bir omuz yoktu, var ama yoktu. Ada küçük bir çocuktu evet, ama en nihayetinde bende o annenin kızıydım. İki kızının ne yaptığından, ne hissettiğinden bihaber yaşayan bir babam vardı evet. Annemi yedi ay önce kaybetmiştim, ama babamı sanki doğuştan kaybetmişim gibiydi, hiç tanımamışım gibiydi.
Reklam