Tanrı denen şeyden nefret etmişti. Daha doğru ifade etmek gerekirse Tanrı ile kendi arasına giren insanlar ve sistemlerden nefret etmişti .Uzun yıllar bu türden insanlar ve sistemler Aomame için Tanrı ile aynı anlama geliyordu .Onlardan nefret etmek ,Tanrı'dan nefret etmek demekti aynı zamanda.
Benim sizin için sahip olduğum gerçeklik, sizin bana verdiğiniz biçim içindedir; ama bu sizin için gerçekliktir, benim için değil ;sizin benim için sahip olduğunuz gerçeklik de benim size verdiğim biçim içindedir ;ama bu benim için gerçekliktir ,sizin için değil; benim kendimin de,kendime vermeyi başardığım biçim içindekinden başka gerçekliğim yoktur.
Böylece düşünmeyi sürdürünce başka bir üzüntüye kapıldım: yaşarken ,yaşamımın eylemleri içinde kendi gözümde kendimi temsil edemiyordum; kendimi başkalarının gördükleri gibi göremiyordum; kendimi gövdemin karşısına koyup onun bir başkasının gövdesi gibi yaşadığını göremiyordum.Bir aynanın karşısına geçtiğimde, içimde bir duraklama oluyordu sanki ;tüm kendiliğindenlik sona ermiş,her el- kol devinimim bana yapmacık ya da özenti gibi görünüyordu.
Yaşadığımı göremiyordum.