"Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge/Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı."Kapımızı bir sabah rüzgarı çalsın istiyoruz, bir insan sesi bizi onaylasın, bizi dinlesin, bize bu dünyada varlığımızın bir işe yaradığını hissettirsin.
Ovalar ve denizleri aşan pusun şehre yağmur olup yağması gibi kentli insanın yalnızlığı da, her defasında bir soğuk temasın bıraktığı buz yanıkları yüzünden derinleşiyor, ruhunu bir türlü iyileşemeyen yaralar sarıyor. Her temas, vaadettiği derman yüzünden daha büyük bir hüsran yaratıyor.
Modernlik sadece farklı coğrafyaları ve kültürleri aynileştirmekle kalmıyor, yaşama tarzında galebe çaldığı yerlerde kendi insan tasavvurunu da hakim kılıyor.