Kaplumbağaların milliyeti yok. Bayrakları da. Stratejik nükleer silahları da. Kaplumbağalarda terörizm, referandumlar, Çin'le yapılan ticaret savaşları yok. Spor salonunda dinledikleri Spotify listeleri yok. Kağlumbağa imparatorluklarının yükseliş ve çöküşlerini anlatan kitapları yok. Kaplumbağalar internetten alışveriş yapmıyor, kasiyersiz kasaları kullanmıyor.
Başka hayvanların ilerlemediği söylenir. Ama insan zihninin de ilerlediği yoktur. Bizler hep o aynı yüceltilmiş şempanzeleriz, sadece silahlarımız gitgide büyüyor.
Ne kadar uzun yaşarsanız hiçbir şeyin sabit olmadığını o ka dar anlıyorsunuz. Yeterince uzun yaşayan herkes bir gün sığınmacı olacak. Milliyetlerinin uzun vadede pek bir şey ifade etmediğini herkes anlayacak. Dünya görüşlerinin sarsıldığını ve çürütüldüğünü görecek. İnsanı olmayı tanımlayan şeyin insan olmak olduğunu bir gün herkes anlayacak.
Mümkün olan, şimdiye kadar olmuş her şeydir. Bilimin amacı, olasılık sınırlarının nerede sona erdiğini bulmaktır. Bunu başarabildiğimizde -ki mutlaka başaracağız- artık büyü ve boş inançlar olmayacak, yalnızca gerçek olacak.