Yaşamın henüz okyanusların içinde olduğu dönemlerdeki koşullar, damarlarda akmayı sürdüren tarih öncesi dalganın ıslattığı insan bedeni hücreleri için fazla değişmedi. Nitekim kanımız, dünyanın başlangıcındaki denizin kimyasal bileşimine benzer bir bileşime sahiptir, ilk canlı hücreler ve ilk çokhücreliler oksijeni ve yaşam için gerekli öbür maddeleri böyle bir bileşimden sağlıyorlardı. Daha karmaşık organizmaların gelişmesiyle çok sayıda hücrenin sıvı çevreyle ilişkisini sürdürme sorunu, yalnızca dış yüzeyin gelişmesi aracılığıyla çözümlenemez oldu; oyuk yapılara sahip organizmalar avantajlı duruma geçtiler çünkü bu organizmaların içinde deniz suyu akabiliyordu. Daha sonra bu oyunların bir kan dolaşımı sisteminde dallanmalarıyla, hücrelerin tümüne oksijen dağılımı sağlandı, böylece yeryüzünde yaşam mümkün oldu. Bir zamanlar canlı varlıkların içinde yaşadığı deniz, şimdi canlıların bedeninin içindedir.
Kitap bilimsel gelişmelerin kronolojik şekilde yüzeysel olarak anlatımdan oluşuyor.Yeni başlayanlar için yol haritası çizmede kullanılabilir.Ancak detay bilgiler yok.
Eğitim sistemlerinin nasıl olması gerektiği konusunda önemli tespitlerde bulunmuş. İlginç olan durum ise aynı eksikliklerin halen devam etmesi."Eğtimin en önemli sorunu hassasiyetten yoksun çocukları yetiştirmeye çalışmaktır...bütün düşünceleri dalgınlıktan ibarettir...dinlerler ama hiçbir şey hissetmezler." Gerçekten de öyle. 30 kişilik bir sınıfta dersi isteyerek dinleyen öğrenci sayısı bir elin parmakları kadardır. Diğer çoğunluk ise sadece dinlemek için dinlerler.