Bazı insanlar var, İslâm’ı yaşamıyor, yaşayana da bırakmıyor,“Ben de müslümanım!” diyor. “Ben yaşayamıyorum, kusuruma bakmayın.” demiyor, kendisinin sapık yolunun da İslâm’a uygunluğunu ispat etmeye çalışıyor veyahut sizin gittiğiniz doğru yolun eğri olduğunu, kendi yolunun daha doğru olduğunu düşünüyor...
Müslümanları değiştirmenin, İslâm’dan uzaklaştırmanın yolu,
hadisi yıkmaktan, sünnet-i seniyye ile mücadele etmekten geçer.
Bunu çok iyi bildikleri için İslâm düşmanları, misyonerler, müsteşrikler de müslümanları kandırmak için Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerifine ve hadisçilerin hadis kitaplarına, rivayetlerine hücum etmiş ve onları karalamaya veya yıkmaya gayret etmişlerdir...
Binâenaleyh eğer hadîs-i şerifler olmasaydı biz zekâtı nereden, ne kadar vereceğimizi katiyen bilemezdik!
Namazı nasıl kılacağımızı katiyen tayin edemezdik.
Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de
“Namaz kılın, zekât verin!” diyor, ama detay hadîs-i şeriftedir.
Binâenaleyh bu güzel gayretler, Peygamber Efendimiz’in sünnet-iseniyyesi, hadîs-i şerifler, Kur’ân-ı Kerîm’in en iyi anlaşılmasını ve hayata en güzel tarzda uygulanmasını sağlamıştır....
Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir şahsa Resûlullah sav.hazretlerinin hayatının detayıyla, teferruatıyla
tespit edilmek nasip olmamıştır! Dünya tarihinde şu güne gelinceye kadar hiçbir beşere nasip olmamış bir genişlikle, Resûlullah Efendimiz’in hayatı tespit edilmiştir:
Gece ne yaptı, gündüz ne
yaptı, evlendiği zaman ne yaptı, hanımıyla ne konuştu?
Yemeği nasıl yedi, elini nasıl yıkadı, tuvalete nasıl gitti nasıl geldi?
Hiçbir beşerin hayatı bu kadar detaylı tespit edilmemiştir..
Yolların en güzeli de Peygamber Efendimiz’in tutturmuş olduğu, göstermiş olduğu, çağırmış olduğu yoldur.
O yoldan gidenlere ne mutlu.
Sünnete aykırı yollara sapanlara ne yazık...