ebulut

Büyük mütefekkir Muhammed İkbâl der ki: "Ey örtüsü namusumuzun perdesi olan Müslüman kadını! Senin yüzündeki nur, îman kandilimizin sermayesidir. Yaratılışındaki saflık Hak'tan bize rahmettir... Evladımız sütten kesilir kesilmez, ona kelime-i tevhîdi ilk öğreten sensin... Ümmetin emanetini koruyan muhafız sensin. Hazret-i Fâtıma, senin için numûnedir; ondan gözünü ve gönlünü ayırma. Tâ ki, senin dalın da bir Hüseyin meyvesi versin..."
Sayfa 203·Kitabı okudu
Reklam
Süfyân-ı Sevrî -kuddise sirruh-: "Kişinin dindarlığı, ekmeğinin helâlliği nisbetindedir.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Sende ibadet ve taatlere arzu, iştiyak ve iştihâ uyandırıp feyz veren lokmalar helaldir. İbadet ve taatlere karşı tembellik uyandıran ve kalbe kasvet veren lokmalar ise haramdır.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Helal/Haram Yemek
Ebû Bekir Verrak Hazretleri bir sohbetinde: "-Sabahları kalkınca insanlara bakarım; kimin helâl, kimin haram yediğini anlarım!" buyurmuştu. Talebeleri merakla sordular: "-Bunu nasıl anlıyorsunuz?" Şöyle îzah etti: "-Her kim sabahleyin kalkar kalkmaz dilini boş lâf, gıybet ve sövüp saymakla meşgul ederse, bilirim ki bu hâl, yediği haram gıdâdan kaynaklanmaktadır. Her kim de sabahleyin kalktığında dilini Allah Teâlâ'nın zikri, kelime-i tevhîd ve istiğfarla meşgul ederse, onun aldığı gıdâ da helâl yoldandır... Çünkü helâl de haram da, sahip oldukları hususiyetlere göre insanların fiillerine akseder..."
Sayfa 198·Kitabı okudu
Helal lokma
"Bu seher benden ilham kesildi. Anladım ki vücuduma şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de hikmet de aşk da merhamet de helâl lokmadan doğar. Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse bil ki o lokma şüpheli veya haramdır." Hazret-i Mevlânâ
Sayfa 198·Kitabı okudu
Reklam